Ölümsüzlüğün Belirtileri

Yıllar önce Patrik Glynn isimli ABD’li bir araştırmacının ”Post Seküler Bir Dünyada İnanç ve Bilimin Uzlaşması” isimli kitabını okumuştum.[1] Kitapta ateizmi çürüten pek çok bölüm bulunmaktaydı. Bunlardan biyoloji ve evren bilim ile alakalı kanıtlar ve konular hali hazırda aşina olduğum şeyler olduğu için çok da fazla üzerinde durmamıştım, zaten sürekli bu konuların üstündeydim. Ancak kitaptaki bölümlerden biri daha önce benzerini görmediğim bir başlık içeriyordu; ” Ölümsüzlüğün Belirtileri” okumaya hızlı girmiştim. Tüm bölümü  bitirmem yaklaşık 35 dakikamı almıştı çünkü konu oldukça ilgi çekiciydi. Bunun ardından bu konuda daha fazla okuma ve araştırma yapmak istedim. Bulduğum her bilgi beni daha da şaşkına çevirmekteydi çünkü anlatılanlar öyle sıradan halusinasyonlar vb. olmaktan ziyade çoğu yerde doktor raporları ( Acil servislerde araştırma yapan bir araştırmacı doktorun edindiği epikriz[2] raporları vb de kitapta bulunuyordu, buna atıf yapıyorum.) ile uyumlu gerçekçi bilgilerdi. En nihayetinde bu durumun tüm dünyada yaşanan gerçek vakalar zinciri olduğuna ikna oldum. Çünkü bambaşka kültürlerden, bambaşka diyarlardan farklı farklı karakterlere ve hayat hikayelerine sahip insanlar ana hatlarıyla hep aynı tablodan bahsediyorlardı. Yıllar önce çok sınırlı bir yazı yazmış ve başlığını da Patrick Glynn’in bölüm başlığından ödünç almıştım, ”Ölümsüzlüğün Belirtileri” o gün için yazının hakkını verememiştim o yüzden başlığı tekrarlıyorum.

 

Ölümsüzlüğün Belirtileri

 

Ölüme yakın deneyimler tıbben belli bir süre ölüm belirtileri gösteren kişilerin çok kısa yada kısa bir süre sonra tekrar hayata dönmesi arasında geçen sürede yaşadıkları ile alakalıdır. Bu deneyim sırasında insanlar bedenlerini terk ettiklerini, kendilerine acil servislerde yapılan müdahalelerin detaylarını odanın yukarısından gördüklerini belirtmektedirler. İzleyen süreci devasa ışıkların bulunduğu bir tünelden geçtiklerini ve sevdikleri insanlardan bazılarını gördüklerini ve yine sıklıkla ruhani bir varlıkla karşılaşma gibi detayları neredeyse ortak bir deneyim olarak tanımlamaktadırlar. Ölüme yakın deneyimler geçtiğimiz yüzyılın son on yılında sekülerizm karşıtı pek çok argüman veren biyokimya, evren bilim, ve diğer benzeri tüm bilimsel disiplinlere ek olarak tecrübe edilen bir deneyim kanıtı eklemiştir.

İnsanlık tarihi boyunca Ölüme Yakın Deneyimler yani kısaca ÖYD’ler yaşanmış ve tarih bununla alakalı kendi notlarını almıştır. Ancak hiçbir zaman bu derece incelenme olanağı oluşmamıştır. Tabi bunun nedenleri vardır. Tıp biliminin gelişmesi, bilgi ve ticarete dayalı bir toplumun ortaya çıkması ve diğer teknolojik yenilikler ÖYD’lerin rapor edilme sılıklarını artıran unsurlardandır.  ÖYD’leri gündemimize bu çağda ilk getiren isimler ABD’li bilim adamı Raymond Moody ve İsviçreli Elizabeth Kubler Ross’tur. Özellikle Moody’nin yazdığı ”Life After Life” yani ölümden sonra yaşam kitabı oldukça popüler olmuş ve yeni araştırmacılara da cesaret sağlamıştır.

 

 

Bizim toplumumuzda ise araştırmacı sayısının eksikliği, üniversitelerde parapsikoloji vb. bölümlerin ya olmayışı yada işlevinin hakkını vermemesi neticesinde özellikle batı dünyasında  son derece büyük bir  fenomen olan bu konu bizde çok popüler değildir. Ancak diğer ülkelerdeki kadar çok yaşandığı tahmin edilmektedir. Youtube da bir arama yaptığınızda Yaşar Nuri Öztürk’ün kendi ÖYD’sini, Saba Tümere anlattığı programı bulabilirsiniz, aslında internete Near Death Experince yazarsanız bol miktarda örnek bulabilirsiniz. Gelin bunların birkaçına bakalım ardından bilimin bunlara yaklaşımı ve yorumlar ile bu konuya giriş yapmış olalım.

 

Güney Kore’den Yon J isimli kadın yaşadığı ÖYD deneyimini https://www.nderf.org/Experiences/1yon_j_nde.html  adresinde paylaşmış

 

” Sindirim sistemim ile ilgili sorunlarım vardı ve bu sebebpten ötürü ameliyat olacaktım. Birdenbire kendimi odanın en yukarısında buldum. Aşağıya baktığımda  hem kendi vücudumu hemde koridorda ağlayan anne ve babamı görebiliyordum. İki doktor ve iki hemşirenin çeşitli cerrahi hamleleri görülebiliyordu. Birdenbire oldukça karanlık bir tünele doğru çekilmeye başladım. Ancak tünelin sonunda olağanüstü bir ışık mevcuttu. Ayrıca tünel boyunca çekiçle vuruluyormuş gibi sesler işittim. Sonra birdenbire hastane odasında uyandım. Deneyimim çok huzur vericiydi ve anıları hala çok berrak.”

 

Jon J anılarının hala çok berrak olduğunu söylüyor. Aslında Yon J nin yaşadıkları zaten neredeyse her deneyim sahibinin yaşadığı temel deneyim özetleridir.

 

Canon C isimli kullanıcı ise şöyle özetlemiş deneyimini şu adreste  https://www.nderf.org/Experiences/1canon_c_nde.html

 

”Yaşadığım deneyim hayatımı tamamen değiştirdi, şu an 32 yaşındayım. 14 yaşındayken bir operasyon geçirdim. Operasyon öncesinde bana haddinden fazla morfin verildi. Kendimi vücudumu terkederken hissettim. Daha sonra hayatım da yaşadığım en huzurlu en güzel anları yaşamaya başladım. Bir tünelin içine girdim, bana gölge olarak yaklaşan canlılar görmeye başladım ancak biliyordum ki onlar benim ailemdi. Konuşmuyorduk ancak birbirimizi gayet iyi anlıyorduk. Sonra bir seçim yapabileceğimi anladım, dönebilirdim yada kalabilirdim. Dönmeyi seçtim. Adeta ışık hızında kendimi annemin yatağının yanında buldum, gitme zamanım gelmemişti.

 

 

 

İsviçreli dünyaca ünlü psikiyatrist Carl G Jung’a kulak verelim [3]

 

”1944’ün başlarında ayağımı kırdım ve bu talihsizliği geçirdiğim kalp krizi izledi. Çığlıklar, sayıklamalar vb. şeyler tecrübe ediyordum ve ölümün sınırında olmuş olmalıydım, oksijen veriliyordu ve ayrıca bazı enjeksiyonlar yapılmaktaydı. Görüntüler çok mahşeriydi, ben nihayetinde ölümün hemen sınırında olduğum sonucunu çıkardım. Hemşirem bana sonradan dediki ” Bir ışık hüzmesi tarafından sarılmış gibiydin.”

 

Bunun bir fenomen olduğunu ve ölen kişilerin genelde bunu yaşadığını kendisinin bunu sıkça gözlediğini söyledi. En uzak limite ulaşmıştım, bir rüyadamıydım yoksa büyük bir coşkunun içerisinde mi bilmiyordum ama bana tuhaf şeyler olmaya başlamıştı.

 

Bana öyle geliyordu ki uzayın ortasında bir yerlerdeydim. Aşağıda yeryüzünü görebiliyordum mavi rengi ile adeta banyoda gibi. Denizleri ve kıtaları görebiliyordum. Seylan ayağımın altında gibiydi aşağı Hindistanın üzerinde gibiydim. Görüş açım bütün yeryüzünü kaplamıyordu, ama küresel şekli ana hatlarıyla açıkça oldukça berrak bir mavi parıltı ile fark edilebiliyordu. Uzayın içinde sınırsızca uçuyordum.

 

Şimdiki örnek vaka İngiltere’de geçiyor. 2011’de 60’lı yaşlardaki Ashton isimli bir erkek bayılıp hastaneye kaldırılmış. Sağlık görevlileri muhtemelen kalp krizi geçirdiklerinden şüphe ettikleri bireye anjiyo yapabilmek için kasıklarından sonda takarken kalbi durmuş. Beyne giden oksijen  ise haliyle tümüyle   kesilmiş. Bay Ashton o sırada teknik olarak vefat etmiş. Ancak sonrasında  neler olduğunu gayet iyi  hatırlıyor. Hekimler Ashton’un duran kalbini çalıştırmak için elektro şok cihazı ile müdahale etmişler. Tabi bu müdahale sırasında kendi aralarında hastaya yapılacak müdahaleyi konuşuyorlar Ashton tüm bu konuşmaları eksiksiz olarak duymuş. Sonra tavanda tuhaf bir kadın görmüş.Bu sırada yaygın bir fenomen olan bedenden ayrılma durumunu yaşamış ve  Bedeninden ayrılıp onun yanına çıkmış. “Sanki beni tanıyordu, sanki ona güvenebilirmişim gibi geldi,” diye anlatıyor hatıralarını. “Yukarıdan bedenime baktım, hemşireler ve saçsız  bir doktor müdahale ediyordu bana.”

 

Gelelim hastanenin bu konudaki kayıtlarına, hastane yönetimi Ashton’un söylediklerini doğruluyor.  Ashton’nun bilincini yitirmişken gördüğü insanların gerçekten de orada olduklarını ve Ashton’nun anlattığı işlemleri yaptıklarını doğruluyor. Ancak teknik olarak Bay Ashton’un bunları hissedebilmesi, görebilmesi ve bilebilmesi biyoloji ve fizik kanunlarına aykırı. Ortada gerçekten de doğaüstü bir durum mevcut.

 

 

 

 

Bu örnekleri daha çok okuyabileceğiniz linkleri paylaşacağım. Burada tüm bunların hepsini vermek mümkün değil.

 

Yazının başında Dr Raymond Moody’nin bu alanda ki uzmanlığına ve duayenliğine atıfta bulunmuştuk. Uzun yıllar sonra kendi tecrübelerini aktardığı konferanslardan birinde yaptığı konuşmadan bahsedelim.

”Moody, paylaşılan ölüm deneyimlerinin, zihin ve beynin birbirinden ayrı olduğunu gösteren açık bir kanıt olduğunu, çünkü bunu deneyimleyen bireylerin, o sırada beyin fonksiyonlarında bir zedelenme gerçekleşmediğini belirtiyor.

Moody konferansta yaptığı sunumda, “Yıllarca üzerinde çalışma yaptığım ölüme yakın deneyiminlerin özelliklerinin, ölüme yaklaşan kişinin yanında bulunan kişilerde de aynen varolduğunu gördüm. Bu kişiler hasta veya yaralı değillerdi, beyinlerindeki oksijen akışında da herhangi bir sorun yoktu ve ölüme yaklaşan kişilerle tamamen aynı şekilde deneyimler yaşıyorlardı.” dedi.

Daha da güçlü bir kanıt olarak, The Epoch Times’la yaptığı röportajda Moody, Güney Afrika’da bir rahip ve rahibenin birlikte bir araba kazası yaşadıklarından ve arkasından ikisinin de kalp krizi geçirmelerinin ardından ölüme yakın deneyim yaşadıklarından bahsetti. İkisi de hayata döndürüldükten sonra, birlikte bedenlerini terkederek bir ışığa doğru gittiklerini tamamen aynı şekilde anlatmışlardı.

Bu son 30 yıllık araştırmayla beraber Moody, “artık bir ‘gerçek’ var – ‘gerçeğin’ altını çizerek söylüyorum – ‘ölüm sonrası yaşam’ın akla yatkın olması ve idrak edilmesi adına somut bir adım atıldı.” dedi.[4]

 

Bu deneyimleri bu kadar özel yapan şeyler neredeyse herkesin yaşadığı ortak benzeri hikayelerin yaşanması. Tüm dinlerden tün inançlardan milyonlarca insan eğer ana hatlarıyla aynı deneyimleri yaşıyorsa burada bu işi beyne az oksijen gitmekle filan açıklanamaz bu konu. Hadi bir kişi beynine az oksijen gittiği için bir tünel deneyimi yaşadı, peki ikincisi nasıl oldu da hastane de kendisine yapılan müdahaleleri izleyebildi ? Üçüncü örnek tekrar oksijen azlığı nedeniyle bu kez uzay deneyimi yaşadı peki dördüncüsü nasıl oldu da kendi akrabaları ile karşılaştı ? Yani beyne oksijen gitmemesi nedeniyle böyle hikayeler yaşanabilseydi bunlar abuk subuk birbiriyle alakası olmayan hikayeler olurdu. Ancak karşılaştığımız şey bir istatistiksel gerçek. Deneyimi yaşayanlar ayrıca yaşadıkları deneyim ile alakalı hislerini şu an yaşadığımız hayattan kat kat daha gerçekti diyerek açıklamaktalar. Ayrıca tüm ÖYD yaşayanlar iyi bir deneyim yaşamıyorlar. Kötü bir deneyim yaşadığını söyleyen kişi sayısı oransal olarak %30 larda geziyor ancak uzmanlar bunun çok daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Kötü deneyim yaşayan insanların genelde tecrübelerini anlatmaya meyilli olmaması vs . nedeniyle sayıca azınlıkta gibi görünebildiğini ancak hakikatte bunların oranının çok daha yüksek olduğunu söylemektedirler.

 

 

 

Ölüme yakın deneyimler yaşayanların ortak tecrübelerini paylaşalım. Evrensel bir fenomen olmasına neden olan ortak özellikler nelerdir;

 

  1. Öldüğünü Anlamak: “Anlatması imkansız, Öyle bir andı ki; kocamın karısı değildim, çocuklarımın annesi değildim, annem ve babamın çocukları değildim. Yalnızca ve tamamen kendimdim.” Kalp rahatsızlığı sonrasında, 60’lı yaşlardaki Chicago’lu bir kadının sözleri.
  2. Acı Duygusunun Bitişi ve Sonsuz Bir Huzur; “Sanki beni dünyaya bağlayan ipler kesilmiş gibiydi. Artık ne korku hissediyordum, ne de kendi bedenimi. Doktor ve hemşirelerin benimle ilgili bir çaba içerisinde olduklarını duyabiliyordum, ama bu durum benim için hiçbir şey ifade etmiyordu.” – Trafik kazası sonucu “ölen” ABD-Georgia’lı bir kadının ÖYD deneyimi.
  3. En Yaygın Fenomenlerden Biri Olan Vücudun Dışına Çıkıp Yukarıdan Olanları İzlemek; “Yukarıdan hastane yatağında yatmakta olan kendi bedenime bakabiliyordum. Etrafımda telaşla koşuşturan doktorlar ve hemşireler vardı. Onların odaya bir makine getirdiklerini ve yatağımın ayakucuna yakın bir yere yerleştirdiklerini görebiliyordum. Kutuya benzeyen makinenin yanlarına bağlı iki kol uzanıyordu. Sonradan anladım ki bu alet kalp durduğu zaman onu yeniden çalıştırmak için kalbe şok uygulayan o makinelerden biriydi. Bir rahip içeri girdi ve bana bir tür cenaze duası okumaya başladı. Yatağın altına doğru ilerledim ve olan biten her şeyi buradan izlemeye devam ettim. Tıpkı bir tiyatroda seyirci olmak gibiydi. Yatakta duran bedenimin arkasında bir duvar saati vardı. Hem yataktaki siluetimi hem de 11.11’i gösteren saati görebiliyordum. Daha sonra tekrar bedenimin içine girdim. Uyandığımı ve ayak ucumda bedenimi izlemiş olan kendimi aradığımı hatırlıyorum.” – Uygulanan ilaç tedavisine karşı yoğun bir alerji geliştiren ABD’li bir kadının ÖYD’si.
  4. Bir Tünelin İçinden Geçme Deneyimi; “Fırtına patlamak üzereydi ve ben golf oynuyordum. Bir anda üzerime yıldırım düştü. Birkaç saniye havada, bedenimin üzerinde asılı kaldım. Daha sonra kendimi bir tünelin içine çekiliyormuş gibi hissettim. Etrafımda hiçbir şey göremiyordum, ama ışık hızında ilerliyormuşum gibi hissediyordum. Kesinlikle bir tüneldeydim. Tünelin diğer ucuna yaklaştıkça büyüyen ışığı görünce bunu daha iyi anladım.” – Yıldırım düşmesi neticesinde ölüme yakın deneyim yaşayan ABD’li bir oto galericinin ÖYD’si.
  5. Bu Dünyaya Ait Olmadığına İkna Olunan Ruhani Varlıklar; “Tünelin sonunda beni bir grup insan karşıladı. Hepsi de tıpkı fenerler gibi parıldıyorlardı. Sanki içerideki her şey ışıklıymış gibi etraf parıl parıldı. Oradaki insanların hiçbirini tanımıyordum ama hepsi de beni çok seviyormuş gibi görünüyorlardı.” – Kalp rahatsızlığı sonrasında 10 yaşında bir erkek çocuğun sözleri.

“Oldukça büyük çiçeklerle dolu bir bahçede uyandığımı hatırlıyorum. Bahçenin ortamı sıcacık ve aydınlıktı ayrıca çok huzur vericiydi. Olağanüstü  güzel bir yerdi. Biraz bahçede dolaştım. O ‘varlık’ da orada duruyordu. Bahçe muhteşem güzellikteydi ancak O’nun varlığının yanında tüm bu güzellikler sönük kalıyordu. O’nun tarafından sevildiğimi ve desteklendiğimi hissettim. Hayatım boyunca yaşadığım en büyülü duyguydu. Yıllar önce yaşamış olmama rağmen hala o duyguyu hissedebiliyorum.” – Çocukluk ÖYD’sini anlatan yaşlı bir kadının sözleri.

6- Hayatın bir Film Şeridi Gibi Gözlerin Önünden Geçmesi ve Muhasebatının Yapılması:  “Bir  aydınlık varlık, etrafımı çevirdi ve  tüm hayatımı gösterdi. O ana kadar yaptığım her şey tekrar değerlendirebilmem için gözlerimin önünden geçiyordu. Bazı kısımlarını görmek ne kadar acı verici olsa da hayatımı baştan sona seyretmek çok güzel bir histi. Bu süreç içinde özellikle bir olayı hatırladım. Çocukken kız kardeşimin Paskalya sepetini çalmıştım, çünkü içinde benim istediğim bir oyuncak vardı. Hayatımı gözlemlediğim bu süreçte onun yaşamış olduğu üzüntü, kayıp ve yadsıma duygularını da hissettim. Hem incittiğim insanlar olup üzüntüyü, hem de yardım ettiklerim olup mutluluğu yaşamıştım.” – Genç bir kadının çocuklukta yaşadığı ÖYD’sini anlatımı.

7- Geri dönmek istememek;  “Hayatım gözlerimin önünden geçtikten sonra bedenime geri dönmek istemedim. Gittiğim yerde çok rahattım. Etrafımı saran aydınlık saf ve kusursuz sevgiydi. Aydınlık varlık bana  geri dönmek isteyip istemediğimi sordu. ‘Hayır’ cevabını verdim. Bu cevabım üzerine O, bana dönmem gerektiğini, çünkü daha yapılacak birçok şeyin beni beklediğini söyledi. Böylece tekrar bedenime döndüm. Bunu anlatmanın başka bir yolu yok. Bir anda yatağımdaydım ve makinenin kolları elinde olduğu halde karşımda duran doktoruma bakıyordum. Bir an için hayata döndürülmüş olmaktan dolayı öfke duydum. ‘Bir daha asla bana bunu yapmayın dedim. Bu sözlerim beni kurtarmak için oldukça çabalamış olan arkadaşım için gerçek bir şok oldu.” – Dr arkadaşlarından  biri tarafından hayata döndürülen bir kardiyolog.

8- Sahip Olunan Karakterin Değişimi;  “Hastanede uyandığımda ilk gördüğüm şey bir çiçekti. Ağlamaya başladım. İster inanın ister inanmayın ama fark ettim ki, ölümden döndüğüm ana kadar hiç gerçek anlamda bir çiçek görmemişim. Öldüğümde öğrendiğim en önemli şeylerden biri, her birimizin yaşayan ve çok büyük bir evrenin birer parçası olduğumuzdu. Eğer kendimize zarar vermeden başka bir kişiye ya da herhangi başka bir canlıya zarar verebileceğimizi düşünüyorsak, feci şekilde yanılıyoruz demektir.” – Hayatının değerini yaşadığı ÖYD sonrasında çok daha iyi anlayan bir işadamı.

Yapılan iyi okumalar ve objektif değerlendirmeler yaşanan deneyimlerin gerçekten yaşandığını göstermektedir. Ancak anlaşılan o ki kişiler yaşadıkları deneyimleri her şey bitip tekrar geri döndükten sonra anlatırlarken ait oldukları kültür ve dini inancın etkisiyle anlatmaya çalışıyorlar. Yukarıda ki satırlarda aktarılan ruhani varlık deneyiminin yaşandığı kesin ancak kimliği bilinmiyor. Hristiyanlardan bazıları onun Mesih İsa olduğunu söylerken Budistler onun budanın ta kendisi olduğunu söylemektedirler. Müslümanlardan bazıları Muhammed peygamber olduğunu söylerken Yahudiler Musa, Davut yada Süleyman peygamber isimlerini de zikretmektedirler.

 

Yani açık bir şekilde insanların kendi kültürlerine yada inançlarına yamaması çabası mevcuttur. Ancak deneyimlere giydirilen kültürel sostan arındırdığımızda yaşanılanları özetle

 

– Ölü bedene yukarından bakılması ve kendisine yapılan müdahalelerin izlenmesi

– Bir tünelin açılması ve tünele oldukça hızlı bir şekilde çekilme hissi.

– Tünel boyunca akrabalar yada yakın arkadaşlardan bazılarının görülmesi ve onlarla telepati yöntemiyle konuşma.

– Tünel sonunda oldukça inanılmaz ışıkların olduğu bir bahçe vb yerde ruhani bir varlıkla konuşma. Ruhani varlığa karşı duyulan olağanüstü sevgi- Onun eteklerinin dibinde sonsuza kadar yaşayabilirdim- Orta yaşlı bir kadının deneyiminden.

– Ruhani varlığın kendisine tüm hayatını muhasebe yapabileceği bir film şeridi şeklinde izletmesi. İyinin ve kötünün bilinmesi, bazı deneyimlerde ruhani varlığın kızması.

– Tüm bu süreç boyunca fevkalade melodilerin duyulması.

Genel itibari ile  ÖYD deneyimi yaşayan kişilerin pek çoğu bu deneyimlerin bir yada ikisini kesinlikle yaşamaktadırlar. Ayrıca deneyimi yaşayan kişiler belli bir noktadan sonra ileri gitmemeleri gerektiğinin de farkındadırlar. Yani adeta bir perde olarak adlandırılabilecek bu sınır geçildiğinde kesinlikle geri dönüş olmadığını bilmektedirler. O halde aslında o ana kadar yaşanan şeylerin herkese uygulanan standart bir prosedür olduğunu ve muhtemelen sınır geçildiğinde kişinin Allaha duyduğu saygı ve sevgi boyutuna göre geçirdiği hayatın karşılığını alabileceği söylenebilir.

 

İslami bir pencereden bakıldığında bu deneyimler insanlara gerçek birer şans sunmaktadırlar. Sadece deneyimi  yaşayan insanlara değil aksine tüm insanlık için bir şans. Bu deneyimler ile ölümden sonra hayat olduğuna dair ampirik kanıtlar elde edilmiştir denebilir. Biyolojik, fiziksel vb. tüm bilimsel disiplinlerde kendi zatının gölgesinin açık bir şekilde gösteren Yüce Allah şüpheci beyinlere güçlü bir kanıt göstermek istemiş olabilir. Tüm varlığı canlı-cansız yaratıp insanın emrine veren yüce yaratıcının bunları sebepsiz yere insanoğlunun eline vermeyeceği aslında akledebilen zihinler için oldukça açıktır. Yok sadece ben varlığı yarattım bıraktım demeyeceği de aşikardır çünkü çocuk katillerinin, çocuklara tecavüz edilen bir dünyanın yargılanması kesinlikle gereklidir. Bu sebepten islami bir perspektif ile bakıldığında Allahın ölümün sınırına getirip tekrar yaşamasına müsaade ettiği bu vakalar pek çok bilimsel disiplin ile adeta kesinlik kazanmış Yüce Allahın Zatının ölümden sonra hayatı yarattığının da bir göstergesi olabilir.

 

 

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O’dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız. (A’RAF/57)

O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır ve toprağa ölümünden sonra hayat verir. Sizler de işte öyle çıkarılacaksınız. (RUM/19)

Rüzgârları gönderip bir bulut kaldıran da Allah’tır. Derken biz o (bulutu) ölmüş bir beldeye sevketmişizdir. Böylece yeryüzüne ölümünden sonra onunla hayat veririz. İşte o dirilme de böyledir. (FATIR/9)

Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah’ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır. (CASİYE/5)

Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz? (EN’AM/95)

Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar. (YASİN/33)

Biliniz ki Allah yer yüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık. (HADİD/17)

Ey insanlar ! Eğer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduğunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaştırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir. (HAC/5)

Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır. (NAHL/65)

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, Allah’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette Allah’ın birliğine deliller vardır. (BAKARA/164)

Şimdi bak Allah’ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir. (RUM/50)

 

 

Ölüme yakın deneyimler ile ilgili daha fazla bilgi almak için; https://www.near-death.com/

 

 

 

 

[1] http://www.allah.web.tr/patrick-glynn-ben-bir-ateisttim.html Patrick Glynn eski tarihli türkçe bir röportajı..

[2] https://www.nedir.com/epikriz Erişim tarihi 26/04/2020

[3] https://www.near-death.com/experiences/exceptional/carl-jung.html Erişim tarihi ; 26/04/2020

[4] https://epochtimestr.com/index.php/paylasilan-olum-deneyimleri-2-bolum Erişim tarihi 26/04/2020

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Sorunları- Fossil Kayıtları Yaratılışı Gösteriyor

Profesör Jonathan Wells şuradan orjinalini görebileceğiniz bu özet yazıda seküler evrim görüşünün fosil kayıtları sorunlarından …

2 yorum

  1. Severek takip ettiğim kişisel bloglar arasındasınız.
    iyi çalışmalar yazı icin teşekkürler 🙏🏻

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir