Taylor üniversitesinde ve Ball üniversitesi gibi kurumlarda Plazma fiziği ve Fizik alanında dersler veren Dr Eric Hedin ateistlerin kuramsal ( Yani kanit nedeniyle degilde kendi inanclarini korumak amaçlı uydurulmuş teorik kabuller) uydurduğu çoklu evrenler inancının herhangi bir kanıta dayanmamasina rağmen gercek dahi olsa evrende yaşamı saglayacak binlerce oldukça kritik parametrenin var olmasınin yinede ancak bir yaratıcı ile aciklanabilecegine vurgu yapmaktadır. Ana yazıda bir adet YouTube linkide mevcuttur.
Ateistlerin Yüce Allahin varligini kabul etmemek icin giriştikleri cabalar, girdikleri sekiller ne kadar da komik ve acınası değil mi ? Giriştikleri heen her cabada bizde bu zavallıların sayesinde Yüce Allahin kudretinin düşündüğümüzden çok daha büyük bir sekilde bilimsel kesiflerde kendini gösterdiğine şahit oluyoruz.
Kıyâmetin ne zaman kopacağının bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Yağmuru O indirir. Rahîmlerde olanı da O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz, her şeyi hakkıyla bilen, her şeyden hakkıyla haberdâr olan yalnız Allah’tır. Lokman 34
Çoklu Evren (Multiverse) İnce Ayar Argümanını Çürütmez
Yakın zamanda yayımlanan bir röportajda, teorik fizikçi Sean Carroll ile ateist yayıncı Alex O’Connor ince ayar (fine-tuning) argümanı hakkındaki görüşlerini ve eleştirilerini paylaşıyor. Carroll, bekleneceği üzere, yaşamın var olabilmesi için hassas bir aralıkta bulunması gereken çok sayıdaki fiziksel parametreyi açıklamak üzere çoklu evren (multiverse) kavramını savunuyor.
Çoklu evren hipotezine göre temel varsayım şudur: Alternatif evrenlerde fiziksel parametreler belirsiz bir aralıkta değişmektedir ve bu varyasyonların büyük çoğunluğu yaşam açısından elverişsizdir. Bizim varlığımız ise, yaşamın mümkün olduğu “şanslı” bir aralıkta bulunmamızla “açıklanır”; yani zaten hayatta olduğumuz için böyle bir evrende bulunmamız zorunludur ve bu nedenle bu tartışmaları yapabiliyoruz.
Bu şekilde ince ayar argümanının geçersiz kılındığı iddiası kimi insanlar için ikna edici görünebilir. Carroll da ince ayar hakkında oldukça iddialı bir değerlendirme yaparak, “Bu korkunç bir argüman” sonucuna varıyor.
Ciddi Bir Eksiklik
Carroll, çoklu evren açıklamasının bilimsel olduğunu öne sürse de, bu yaklaşım bilimsel bir teorinin temel gerekliliklerinden birini ciddi biçimde eksik bırakmaktadır: deneysel ya da gözlemsel kanıt. Carroll, çoklu evren fikrini savunurken aynı zamanda bunun “tam anlamıyla sağlam” bilimsel temellere dayanmadığını, daha çok “spekülatif” teorilerden kaynaklandığını da kabul etmektedir.
Fakat varsayalım ki gerçekten bir çoklu evren var. Bu durumda bile, onun ince ayar argümanını geçersiz kılmakta işe yarayıp yaramadığı tartışmalıdır.
Bilimsel doğa anlayışımız bize şunu gösterir: Doğa yasalarının sınırları içinde, doğal sonuçlar genellikle dar aralıklar içinde gerçekleşir. Örneğin evrenimizde yaklaşık 200 milyar yıldızdan oluşan trilyonlarca galaksi bulunsa da, tüm yıldızların özellikleri belirli sınırlar içindedir. En küçük yıldızlar Güneş’in kütlesinin yaklaşık %8’i kadardır; en büyükleri ise birkaç yüz Güneş kütlesine ulaşır.
Tek Bir Tane Bile Yok
Tüm evrende Dünya kütlesine sahip tek bir yıldız bile yoktur. Neden? Çünkü fizik yasaları buna izin vermez. Dünya kütlesi kadar küçük bir kütlede yerçekimi, nükleer füzyonu başlatacak kadar sıkıştırma sağlayamaz. Böyle bir yıldız asla “yanamaz”. Evren milyonlarca kat daha büyük ya da daha yaşlı olsaydı bile, yıldız kütleleri bu sınırların dışına çıkmazdı.
Benzer şekilde, evrende doğal olarak oluşmuş element sayısı da sınırlıdır: Kısa ömürlü olanlar dahil yalnızca 94 element. Neden daha fazlası yok? Çünkü doğa yasaları ve temel kuvvetler buna sınır koyar.
Doğanın bu düzenli ve sınırlı yapısı göz önüne alındığında, “her mümkün fizik yasası ve parametre kombinasyonu başka evrenlerde gerçekleşir” varsayımı sorgulanmalıdır. Eğer kendi evrenimiz doğanın nasıl işlediğine dair bir rehberse — ve aksini gösterecek gözlemsel bir dayanağımız yoksa — alternatif evrenler üreten mekanizma da muhtemelen dar fiziksel sınırlar içinde çalışacaktır.
Dolayısıyla çoklu evren gerçekten var olsa bile, şu soruya geri döneriz: Bu sınırlı parametre aralığı neden yaşamı mümkün kılan kombinasyonu da içeriyor?
Bu durumda çoklu evren kavramı, sorunu çözmek yerine büyütmüş olur.

6. İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
7. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.(2) Lokman suresi 6-7
“Zorunlu Şansımız”
Carroll ve O’Connor, yaşamı mümkün kılan evrende bulunmamızı “zorunlu şans” olarak açıklamaya çalışırlar. Carroll bunu “Bilim böyle işler” diyerek savunur. Ancak bilimsel bir açıklamanın, halihazırda bildiğimiz bilimsel gerçeklerle çelişmemesi ve sorunun sadece bir kısmını değil tamamını ele alması gerekir.
İnce ayar tartışmasındaki temel mesele, özellikle Dünya’daki karmaşık ve bilinçli yaşamın varlığıdır. Fiziksel sabitlerin yaşamı mümkün kılması, yaşamın kökenini açıklamaz.
Canlıların işlevsel karmaşıklığı ve devasa bilgi içeriği, doğal süreçlerle aşılması mümkün olmayan bir boşluk oluşturur. Tüm kanıtların dürüst bir değerlendirmesi, yazara göre, materyalizmin ötesine; evrenin ve Dünya’daki yaşamın tasarımcısı olan bilinçli bir zihne, yani Tanrı’ya işaret etmektedir.
Evrim Yaratilis Evrim- Yaratilis- Dinler