Nasıl Koku Alırız ?

Bu kısa yazıda üzerinde yeterince durmadığımız nimetlerden bir tanesi olan koku alma nimetinden bahsedeceğim. Koku alamadığımız bir dünyaya uyandığımızı varsayın, nasıl olurdu ? Sıcacık ekmeğin kokusunu alamamak yada güzel bir gülün. Bir bahar sabahı evden çıktığınızda bir parkın içinde gezdiğinizi düşünün, siz çıkmadan az evvel başlayan hafif yağmur toprağı ve bitkileri ıslatmış, her yer mis gibi toprak, çimen ve çiçek kokusu. Markete gidiyorsunuz ve mis gibi kokan sıcak ekmeğinizi alıyorsunuz, evinize gitmek için bindiğiniz asansörde çok güzel bir parfüm kokusu alıyorsunuz. Koku almak yada genel itibariyle kokular hayatımızın bir parçasıdır. Koku almadan yaşamak kesinlikle korkunç olurdu. İşte anosmi hastalığı yaşayanlar bütünüyle bu nimetlerden mahrumdurlar, kesinlikle hayatı kısmen eksik yaşamaktalar ancak bu durum sadece güzel koku alabilmekten ibaret de değildir. Koku alma duyusunu bütünüyle kaybetmiş anosmi hastaları soba zehirlenmeleri, çürümüş gıdaların farkına zor varabilme vb. durumlar nedeniyle de sağlık problemleri yaşayabilmektedir.

Koku olarak bildiğimiz şeyler  aslında nesnelerden buharlaşan kimyasal taneciklerdir. Örneğin, taze demlenmiş çay  kokusu olarak algıladığımız ve hissettiğimizde bize hoş gelen kokunun kaynağı çaya ait uçucu koku molekülleridir. Buharlaşma ne kadar fazla olursa, meydana gelen koku da o denli keskin olur. Fırında yeni pişmiş bir ekmeğin kokusu soğuk bir ekmeğin kokusundan fazla olacaktır çünkü daha fazla buharlaşma gerçekleşmektedir.  Bu noktada insan yaşamı için düzenlenmiş bazı hassas dengelerin olduğuna dikkat çekmek gerekir. Şu anda bulunduğunuz ortamda taş, demir, cam gibi kokmayan maddeler vardır. Çünkü bunlar oda sıcaklığında buharlaşmazlar. Bir anlığına odanızdaki her şeyin koktuğunu varsayalım. Böyle bir durumun ne kadar rahatsızlık vereceğini, hatta hayatınızı alt üst edeceğini hiç düşündünüz mü?

 

 

Çürük bir elma ile normal bir elmanın arasındaki koku farkını oluşturan şey bu aynı ama iki farklı formun yaydığı kimyasal birleşimlerin birbirlerinden olan farkıdır. İlginç bir durum daha vardır bu hususta; Suyun bir kokusunun bulunmaması, eğer suyun kendisine has bir kokusu olsaydı bu takdirde suyun üzerinde bulunduğu cismin kokusu çoğu durumda anlaşılamayacaktı yada en azından net olarak anlaşılamayacaktı. Sadece suyun bu özelliği dahi onun yaratılışını gösteren esaslı delillerdendir.

 

Koku almanın doğası kısaca şu şekilde çalışmaktadır; Burnumuz ortamda bulunan havayı içeri doğru nefes almak suretiyle çeker, içeri çekilen hava burnumuzun özel tasarımı ile doğrudan koku algılayıcı bölgeye yönlendirilir burada edinilen bilgiler hemen beyne iletilir ve beyin hızlı bir şekilde kensine gönderilen kodları bilgi haline getirir böylece koku alma işlemi tamamlanmış olur. Bu işlem hiç durmadan sürekli devam eder, ortamda keskin hiçbir koku olmasa dahi sistem aynı şekilde çalışır. Bu işlemin hızı vücuttaki pek çok işlem gibi olağanüstü bir hızda düzenlenmiştir. Saniyeden daha kısa bir sürede sıcak pişmiş bir ekmeğin kokusu algılanabilir. Burada insanın yaratılışı ile alakalı yine çok önemli bir detay göze çarpmaktadır. Burunda koku alma işlemi mukus ile başlar, eğer mukus şu anki kalınlığından daha kalın olsa pek çok kokuyu zor hissederdik yada hissedemezdik eğer mukus daha hassas olsa bu kezde tam tersi bir durum yaşanırdı ve herşeyi hissederdik. İki durumda açıkçası konforumuzu ve yaşam kalitemizi bozardı. Yaşam kalitesi deyip geçmeyin Korona Virüsün en az vurduğu ülkelerden biri olmamıza rağmen virüsün hayatımıza getirdiği kısıtlamalar ve problemlerin konforumuzu nasıl düşürdüğü hususunu hatırlayın.

 

Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün, eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde bir adam kılan Allah’ı inkar mı ettin? Fakat, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam. (Kehf Suresi, 37-38)

 

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Sorunları- Fossil Kayıtları Yaratılışı Gösteriyor

Profesör Jonathan Wells şuradan orjinalini görebileceğiniz bu özet yazıda seküler evrim görüşünün fosil kayıtları sorunlarından …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir