Koronavirüs, Bağışıklık Sistemimiz, Aşılar ve İyileşme Sürecimiz

https://evolutionnews.org/2020/04/physicians-diary-our-remarkable-healing-processes-and-the-coronavirus-infection/  adresinden çevirdiğim bir başka yazı ile yine buradayım. Bu yazıda bağışıklık sisteminin antikor üretimi ve bu sistemin müthiş çalışma prensipleri biraz bozulduğunda ne gibi sorunlar yaşanabildiği çok kısa bir özet babında aktarılmıştır. Çoğu zaman üzerinde pek durmadığımız yada alelade bir şekilde hak ettiği değeri vermeden geçtiğimiz en önemli hususlardan biri Allahın müthiş yaratış sanatıdır. Sadece bağışıklık sisteminin bir düşmanı tesbit etmesi süreci dahi son derece etkileyici onlarca detaya dayanmaktadır ki bu sürecin büyük çoğunluğunu da aşırı karmaşık yapısı nedeniyle hala tam olarak kavrayabilmiş değiliz. Gözle görülebilen minicik bir noktanın bile kendisinden milyonlarca kat büyük bir şehir hüviyetinde olduğu mini minnacık hücrelerin kendi aralarında, kendi içlerinde ve nihayetinde bir bütün olarak yaptıkları inanılmaz süreçler vicdanı körelmiş, samimi insanları Allahın hakimiyet alanına itmektedir.

 

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz? Araf süresi 10

 

HEKİM GÜNLÜĞÜ: OLAĞANÜSTÜ İYİLEŞME SÜREÇLERİMİZ VE KORONAVİRÜS HASTALIĞI

 

Koronavirüs salgını ile ilişkili artan üzüntü ve kaygı göz önüne alındığında, enfeksiyonlarla savaşmak için olağanüstü yeteneklerimiz hakkında yazmakta geciktim. Yine de uluslararası tıp araştırmacılarının bizi iyileştirmek ve korumak için normal insan vücudunun savunma mekanizmalarından nasıl faydalandıklarını izlerken, burada hayret edilecek çok şey olduğunu hatırladım. Bu fizyolojik mucizeler, basit doğa kazalarının ( Yazar Darwinci tesadüfi evrim iddiasının tesadüfen gelişen mutasyonlar tanımına doğa kazaları adını vererek taş atmaktadır ÇN)  ötesindedir. Deneme yanılma ve Darwinci doğal seçilimin çok ötesindedirler. Burada tasarımın kanıtı var.


Rastgele Bir Şey Yok

 

Normalde, kompleks B ve T lenfositleri, nötrofiller, makrofajlar, dendritik hücreler ve plazma hücreleri dahil olmak üzere milyarlarca beyaz hücre vücudun her yerinde nöbet tutar. Ellerinde bir sürü silah olan nöbetçiler gibidirler. Yabancı bir davetsiz misafirle karşılaştıklarında, bu yeni proteinin, DNA veya RNA parçacığı, bakteri, mantar, virüs veya değişmiş bir hücrenin (kanser) bir dost mu yoksa düşman mı olduğunu hızlıca tespit ederler. Endişe verici bulurlarsa, “tamamlayıcı” adı verilen küçük el bombalarıyla hemen delikler açarlar ve mecazi olarak uzuvlarını parçalara ayırırlar. Seçilen parçalar, analiz için arka hatlara (lenf düğümleri) geri gönderilir. Hiç kimse bütün bunların nasıl başarıldığını tam olarak bilmiyor ancak bununla ilgili hiçbir şey rastgele değil.

Analiz, Y şeklindeki saldırganın tamamını veya bir kısmını Y’nin kamasında yakalamak için genellikle Y-şekilli kimyasallar olmak üzere antikorların üretilmesine liderlik ettiğini gösterir. Antikorlar genellikle dış kabuk boyunca belirli yerlerde işgalcilere yapışır. Bir topun içine yuvarlanmış mikroskopik bir kirpi düşünün. Yabancı virüsün üzeri üçgen sivri uçlarla kaplı olsaydı, antikorlar üçgen şekilli keselerle “yakalayıcı eldivene” sahip olabilirdi. Elektrik yükleri ve özel kimyasal bağlarında rolü var burada. Bundan sonra yabancı, bir posaya dövülür, tanınmayacak kadar zarar görür, seçilmiş hücreler tarafından yenir veya asitle yok edilir.

 

DNA mutasyonları DNA’daki değişimleri ifade eder. Bu değişimler genel itibarıyla rastgele gerçekleşmektedir ve bu rastgele değişimlerin asli sonucu neredeyse her zaman (nötr yada duruma göre faydalı sayılabilecek mutasyonlar vakıadır ve yaşanabilmektedir ancak bunlarda genel itibarıyla uyumu düşürmektedir. Bu konu ile alakalı müstakil bir yazı yayınlayacağım.) uyumu düşürmektedir. Görselde gördüğünüz şey bir DNA mutasyonu sonucu yaşanmıştır bu haliyle mutasyonlar net bir şekilde zararlıdır diyebiliriz. Zaten bilgiye dayalı bir sistemde meydana gelecek tesadüfi değişimler hemen her zaman yıkıcı etkiye sahip olacaktır. Dayalı döşeli bir evde rastgele çekiç darbeleri yada rastgele yeni eşyaların atılması ile bir düzen beklenemezse DNA’daki tesadüfi değişimler ilede buna benzer bir etki beklenemez.


Vücudun Hafıza Bankaları

 

Yeni üretilmiş, daha kısa ömürlü antikorlar sahneye çıkan ilk antikorlardır. Günler veya haftalar sonra, daha küçük, genellikle ömür boyu savunmayı sürdüren antikorlar gelmeye başlar. Ayrıca kalıcı bağışıklığınızın bir parçası olabilirler. Örneğin, kabakulağa maruz kaldıysanız veya yakalandıysanız, antikorlarınız sizi sonsuza kadar kabakulağa karşı bağışık tutacaktır. Bağışıklık sistemindeki hafıza bankaları tüm detayları hatırlar. Herhangi bir kitapta, herhangi bir dilde, bir nano saniyede tek bir cümle, belki de cümle içindeki doğru bilgileri almanın bir yolu olan on milyonlarca kitap içeren bir kütüphane düşünün. Arama motorlarımıza benzer, ancak çok daha hızlı ve daha kesindirler.

Eğer ezici bir işgalci ordusu varsa, nöbetçiler acil takviye gönderirler. Süvari gibi beyaz küreler milyonlarcasıyla hızlıca oraya intikal ederler. Lenf kanallarından geçerler, diğer organlardan ürerler ve kan damarlarına girip çıkarlar. İltihap genellikle bu savaşların sonucudur. Bu malzeme milyonlarca ölü istilacı ve beyaz hücreden, çeşitli vücut sıvılarından ve kullanılmış her türlü biyolojik silah, alet ve kimyasallardan oluşur. Taze sivilceleri veya herhangi bir apseyi hatırlayın; Mücadele, vücudun bu irin ve iltihap keseciklerini dışarı atmak için cilt yüzeyine hareket ettirdiğinde sona erer. Analjezikler, endorfin gibi ağrıda bize yardımcı olur ve ateşi tedavi ederler. Bununla birlikte, ateşin doğal bir savunma olduğu ve birçok istilacı organizmanın sıcağa tahammül edemediği unutulmamalıdır. Hastaları saunalarla tedavi ederdik, “ateşi terleyerek atmak için” ve belki de bu terapi tekrar gözden geçirilmelidir.

 

Milyonlarca farklı yabancı protein her gün cildimizden, diş etlerimizden ve yemek yerken bağırsaklarımızdan, teneffüs ederken burnumuzdan ve ciğerlerimizden ve hatta başka birinin hapşırması veya öksürmesiyle gözlerindeki portallar yoluyla vücudumuza girer. Davetsiz misafirlerin çoğu iyi huyludur. Diğer birçoğu, alerjilerde olduğu gibi hayatı tehdit etmeyen tahriş edici maddelerdir ve bu da biraz farklı bir tepkiye neden olur. Elbette ölümcül istilalarla hemen yüzleşilmelidir.

 

Üstteki resimde bir konak hücreye girmeye hazırlanan bir grup virüsü görüyorsunuz. Vücud karşılaştığı her düşmanı olduğu gibi bu virüsüde savaşın sonunda hafıza bağışıklık hücrelerinin belleğinde kaydedecek ve yeni bir işgal girişiminde düşmanı hızlıca tanımlayarak göz açtırmadan işgalcileri mağlup edecektir. Bu cümleler ortalama bir makale yada yazıda karşınıza çıkabilecek cümlelerdir. Ancak burada sorulması unutulan sorular vardır; Biz bu bağışıklık hücrelerine nasıl sahip olduk, DNA mızda meydana gelen tesadüfi değişimler ile düşmanı tanımlayan, onunla tekrar karşılaşabileceğini akleden, ona uygun saldırı ve savunma yöntemlerine sahip bir sistemin gerçekten meydana gelebileceğine inanıyormuyuz? Yoksa bunları herşeyi yaratan Allahın bir sistem olarak vücutlarımıza yerleştirdiği yanıtımı daha mantıklı!! Peki neden o halde kibirlenerek Allahın hakkını teslim etmiyoruz ?? Bir kaç on yıllık bir yaşam için insanın yüce yaratıcısını tanımdan ölmesi akılcı bir süreçmidir ? Siz yeryüzünde (O’nu) aciz bırakacak değilsiniz. Ve sizin Allah’ın dışında ne bir veliniz vardır, ne bir yardımcınız. Şura 31


Nihai Araç

 

Aşılama, bu tür enfeksiyonlarla mücadelede nihai araçtır. Doktorlar vücudun normalde yaptığını maksimize eder. Bu yeni koronavirüsü daha önce hiç görmediğimizi unutmamak gerekir. Eğer kızamık olsaydı ve çocukken aşılanmış olsaydın (tetanoz, kabakulak ve hepatit C’de olduğu gibi), vücudunuz davetsiz misafirleri çabucak tanır, hemen antikor çağırır ve onu yok ederdi.

Ne yazık ki salgınlar yeni değil. Kentsel kalabalık, uluslararası seyahat, ormanlara ve ağaçlara tecavüzümüz, artan antibiyotik direnci, yoksulluk, bilgisizlik, doğal yaşamın yok edilmesi ve biyo-terörizm, bunlar daha da yaygın hale gelecek. Korona belasına en yakın salgın, 2009 grip salgını, yani domuz gribidir (H1N1). Bu salgında, dünya çapında tahmini 250.000 kişi öldü. Domuz gribi öncelikle toplumun en sağlıklı üyeleri olan genç yetişkinlere saldırdı. En güçlü tepkiyi vermesi gerekenler bunlardı ama her zaman beklenti gerçekleşememektedir. Bağışıklık sisteminin vücudu korumak için verdiği tepki domuz gribi ile enfekte olmuş hastalar üzerinde hastalıktan daha da zor ve kötü hale geldi. Bir ev yangını veya tek bir alarmın yeteceği şiddette bir yangın gerçekleştiğini düşünün, yirmi eş zamanlı alarm şiddetinde bir tepki ile buna yanıt verdiğinizde sadece o evdeki yangını söndürmezseniz bütün mahalleye zarar verirsiniz. H1N1 ile hastaların akciğerleri işte bu bahsettiğimiz bağışıklık tepkisi ile  yok edildi.

 

El Yıkamanın Ötesinde

 

Bu salgınla mücadele etmenin sosyal izolasyon, maske takmak ve uygun şekilde el yıkamanın yanı sıra birkaç yolu var. Bazı ilaçlar viral süreçlere müdahale eder. Çoğu test ediliyor. Bazıları hidroksiklorokinin (bir sıtma ilacı) umut vaat ettiğini düşünüyor. Virüsün insan hücrelerine girmesini belki engelleyebilir. Remdesivir (bir antiviral) başka bir adaydır. Virüs içindeki RNA taslağının mutasyona uğramasına ve dolayısıyla etkisiz hale gelmesine neden olur.

Aşılar, vücudun virüsün özelliklerini taklit ederek antikor üretmesini sağlar ancak işin püf noktası doğru antikorları oluşturmaktır. Bazen üretilen antikorlar araya giriyor. Hiperimmün globulin (donörlerden toplanan antikorlardan oluşan IGG) 1950’lerde çocuk felci salgını sırasında kullanıldı; en kötü vakaları olan, felçli hastalara verildi ve çoğu iyileşti.

Bilim adamları bu deneyimden yararlanıyor. Şu anda hastalığı ağır olanlarla monoklonal antikorlar ve iyileşme serumunu test ediyor ve veriyoruz. (Yazarın kastettiği enfekte kişilerden alınan antikor örneklerininlaboratuarda adeta bir ilaç gibi üretilip kullanılmasıdır.ÇN)  İşte bu yöntem tesadüf değildir bir tasarım işidir. O yüzden bu akıllı tasarımdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Problemleri- Homoloji

Site Yazarı Önsözü   Prof. Jonathan Wells’in ikinci yazısı Homoloji ile devam ediyoruz. Homoloji yine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir