Hurda DNA

Bu yazı Akıllı Tasarım- Yaratılış hareketinin etkili bilim adamlarından Casey Luskin tarafından yazılmış ve Evolution News isimli sitede 2021 yılı ekim ayında yayınlanmıştır. Yazının orjinaline şuradan ulaşabilirsiniz. Prof. Luskin bu yazıda Hurda DNA isimli bir evrim safsatasının nasıl da bilimsel olarak çöktüğünü göstermektedir.

DNA’nın büyük bölümü protein kodlamayan bölgelerden oluşur bu bölgelerin protein kodlamamasına rağmen çeşitli düzenlemelerde hayati roller oynadığını ise ancak bu yıllarda keşfedebiliyoruz. Profesör Luskin özellikle DNA bilgimizin diplerde olduğu, doğru dürüst sekans ( sıralama) analizlerinin yapılmadığı 1990’lı yıllarda  seküler evrim görüşünü savunmak için ortaya atılan ”Hurda DNA” ( DNA’mızın büyük bir kısmı protein kodlamayan bölgelerden oluşuyor, protein kodlamayan bu bölgelerin sözde evrimsel geçmişten ötürü işlevsiz kaldığı 1990’lı yıllarda iddia edilmekteydi cehaletin tavan, seküler dünya görüşünün tartışılamaz olduğu bu yıllarda bu görüş benimsendi ancak bilimin ilerlemesi ile Hurda DNA iddiasının aslında kuru bir evrimsel inançtan ibaret olduğu ortaya çıktı.) görüşünün insanoğlunun cehaletinden kaynaklanan  partizan bir  argüman olduğunu gözler önüne sürüyor.

 

DNA kendi başına bir üstün aklın tartışılamaz bir şekilde kanıtı iken DNA’nın belli bölgelerinde ki bilgisizliğimiz üzerine inşaa edilen ve hala hem Türk hem de yabancı evrimci, ateist yobazlığın argümanlarından biri olarak aktif bir şekilde kullanılan Hurda DNA gerçeklerini okurken şaşıracaksınız.

 

Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz? Nahl 17

 

Bilimsel Kanıtlar Hurda DNA İddiasını Şeytan Çarpmışa Çevirdi

 

İlk kez 1990’lı yıllarda Akıllı Tasarım başlıklı tartışmalara katıldığımda sürekli şunu duyuyordum, ” Eğer yaşam tasarlanmışsa neden DNA’mızın Yüzde doksanı gibi büyük bölümü kullanımda değil?” Bu eleştiriyi kullananlar bunun Akıllı Tasarım (AT) için çok felç edici bir argüman olduğunu düşündüler ve sıklıkla kullanmaya devam ettiler.

 

Ancak bu eleştiri yapılırken DNA’mızın büyük bölümü henüz sıralanamamıştı ve kesin olarak bu bölgelerin hurdamı yoksa kilit önemde faydalı yerler mi olduğu bilinmemekteydi. Hatta pek çok AT savunucusu dahi bu dönemlerde ortada kesin bir bilgi olmaksızın Hurda DNA iddiasının doğru olduğunu basiretsiz bir şekilde kabul etti. Bizim o dönemdeki cevabımız ise açıktı ” Genomun büyük kısmının ne yaptığını henüz bilmiyoruz, şimdilik kenarda durup tartışma gelecekte nereye yönelecek, bilim neler gösterecek bunları gördükten sonra bir sonuca varmak çok daha mantıklı olacaktır” Şimdi gelişmelerin zaman içerisinde nasıl değiştiğini izlemek gerçekten inanılmaz.

 

20 yıl sonra bugün çalışmayı tekrar hatırlayalım. Dün Evolution News’te Oxford Journal isimli Oxford Üniversitesi bilimsel yayını olan dergide Genom biyolojisi ve evrim başlığının altında  kısaca değinilen ”Uydu Benzeri W Elementleri;  Tekrarlayan, Kopyalanmış ve Schistosoma Mansoni*’nin Biyoloji ve Evriminde Farzedilen Mobil Genetik Faktörler” makalesi hali hazırda kabul edilmeye devam edilen Hurda DNA iddiası ve onun zaman içerisindeki değişimine dair çok dikkat çekici bir dil içermektedir. Çalışma  yaygın bir şekilde gözlemlenen kodlanmamış DNA ( Non- Coding DNA)  ile ilgili bir gözlem ile  başlamaktadır;

 

”Pek çok hayvan ve bitki genomu kodlanmamış DNA içermektedirler. Bu bölümler arka arkaya tekrar edilmiş  şekilde bir sıralama içermektedirler ve genom biyolojisine ışık tutabilecek bir yapıdırlar, bu sebepten ötürü ciddi bir ilgiye mazhar olmuşlardır.”

 

Yazarlar yassı kurt Shistosoma Mansoninin DNA’sı üzerinde çalışmış ve dişi yassı kurtların tekrarlayan W-Kromozomu üzerinde inceleme gerçekleştirmişlerdir. Onlar WEs olarak adlandırılan bu dişi yassı kurtların W- Kromozomlarındaki tekrarlayan elementleri incelemişler ve 19 farklı WEs ailesi tanımlamışlardır bunları da WEFs olarak adlandırmışlardır.

 

Sadece Şanslımıyım ?

 

Bunlar bir yana garip bir şekilde bu parazit ile bende enfekte oldum. Bu parazitler Bilharzia hastalığına sebebiyet vermekteler, genelde tropikal bölgelerde bulunan nahoş etkilere sahip ancak tedavisi mümkün olan bu parazit ile suda çok vakit geçirirseniz enfekte olabiliyorsunuz. Doktora çalışmalarım için Güney Afrika’da bulunduğum süre boyunca nehirlerde, yürüme patikalarında çeşitli örnekler için çokça dizime kadar suyun içinde vakit geçirdim. Bahsi geçen tehlikeli sularda  olduğum müddetçe  kendime oldukça dikkat etmekteydim , bana enfekte olsam dahi bir problem yaşamayacağım söylenmişti. Şanslımıydım yoksa birşeyleri doğrumu yaptım bilmiyorum ama adını andığım o parazitle hiç kontağım olmadı.

 

Her koşulda bu bahsi geçen çalışma WEs lerin aktif olduğunu ve sex kromozomlarında bulunan tekrarlayan DNA kesitlerinde heterokromotizasyon sonucu üretilen basit bir şey olmadığına dair cesaret verici bir keşif gerçekleştirdiler ve onların diğer potansiyel fonksiyonları ile alakalı daha fazla kanıt sağladılar. Onlar bunun yani bahsi geçen kodlanmamış  WEFs’lerin ve kodlanmamış RNA’ların Schistoma parazitinin cinsiyet seçimi ile bağlantılı olduğunu keşfettiler. Buldukları bu ileri düzey bilgilerden sonra onlar şu oldukça etkileyici önermeyi gerçekleştirmektedir.;

 

”Hurda DNA günleri bitti. Bu makalenin ana yazarları kendi prestijli üniversitelerinde genetik hakkında çalışmalar yaparken ana doktrin (Bir ön kabul gibi )  ökaryoktik genomların protein kodlamayan bölgelerine sıklıkla satDNA   gibi tekrarlayan faydasız DNA yığınları serpiştirilmiştir. İkincisi bu işlemler evrim süreci boyunca örnek olarak gen kopyalamaları ve gen fonksiyonlarının özelleşmesi sırasında birikmiştir. Bu bakış açısı oldukça temelden bir düzeyde artık değişmiştir. Bizim çalışmamız yapısal, fonksiyonel ve evrimsel açılardan bu çok hücreli parazitin genomundaki bu keşifle alakalı iddialarımızın ilk yeni bilgi adresi olabilir. Biz şimdi burada Schistosoma kurtçuğu ile alakalı onun gelişim süreci boyunca takip ederek elde ettiğimiz kanıtı sunuyoruz, küçük minik bir parazit aşamasından yetişkinlik çağlarına kadar.

Bizim edindiğimiz data ile geçmişten gelen bilgiler karşılaştırıldığında datamızın yani vardığımız sonucun hurda dna olarak adlandırılan genom bolgelerinin işe yarar olduğuna dair spekülasyonlar oldukça heyecan verici hale gelmiştir. Wes ler WEFs ler arasında en caprisli vakalar görünümündedir ve onlar aşama, cinsiyet, erkeklik organları eşler olarak alt türlere çevrilmişlerdir ve tercih edilebilir şekillerdelerdir. Onların mobil genetik elementleri içerisinde son derece nadir bulunan bazı buluşlar WEs lerin kendi mobil genetik karakterleri olabileceğini düşündürmüştür.”

 

 

En basit iki haneli bir şifreleme metodu bile belli düzeyde bir zeka içermektedir, peki milyarlarca basamaktan oluşan bir şifreleme sistemi ? Hatta olay bundan ibaret değil bu şifreleme sisteminin düzgün çalışabilmesi için bazı ek faktörlere ihtiyacı vardır RNA gibi, hücre çekirdeği gibi yani şifrenin tek başına var olması dahi kar etmemektedir. Tüm bunların üstüste koyduğumuzda insanın bu şifreleme sistemini üstelik vücudumuzun her hücresinde var olmasının ve bu bilgi hazinesine göre yaşamlarımızın şekillenmesinin üzerine hiç kafa yormamasını nasıl açıklayabiliriz ? İnsanlık tarihi kendisine verilen imkanları kullanamayan zavallıların tarihidir, fark üretip bize verilen fırsatları kullanmaya başlamalıyız, hayatı yüce Allah yaratmıştır ve bizim ona teslim olmamazı istemektedir.

 

Günümüze Döndüğümüzde

 

Bu makale ile ilgili en dikkat çekici en sarsıcı şey nedir ? Tabi ki onların protein kodlamayan DNA bölümünün aslında işe yarar olduğunu göstermeleri değildir sadece ama aynı zamanda onların sıklıkla tekrarlayan bölümler olarak Hurda DNA iddiasının  anılan bilimsel olarak bittiğini ispat etmeleri ve bunu yazmalarıdır. Ben o günleri çok iyi hatırlıyorum, o dönemlerde San Diego California üniversitesinde IDEA club de şöyle konuşmalar gerçekleşmekteydi

” DNA’nın büyük bölümü açıkça hurda, hiç protein kodlamıyor buda açıkça Akıllı Tasarım görüşünü çürütmektedir.”

Bu yazarların Akllı Tasarım görüşünden olmadığını belirtmeliyim ama onların açıkça Hurda DNA safsatasının bittiğini bilimsel olarak gösterdiklerini de yukarıda açıkladık. Açıkça söylemek gerekirse Akıllı Tasarım görüşünü savunan bilim adamlarının önce bekleyip neler olacak görüşünün doğruluğu bütünüyle ortaya çıkmıştır.

 

*Schistosoma Mansoni isimli parazit özellikle tropikal bölgelerde nehir benzeri oluşumlarda sıklıkla görülmektedir.

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Dişlerdeki Olağanüstü Yaratılış

Her gün düzenli olarak kullandığınız dişleriniz hakkında hiç bir gün durup samimi bir şekilde düşündünüz …

4 yorum

  1. Harika bir yazı, bu zirvaların kuru bırer inanc olduğunun anlaşılması seküler bakış acısının temellerinin zayıf olduğunu açıkça gösteriyor…

    • Merhaba

      Dediğiniz gibi, seküler inancın temelleri bu konu başlığındada temelinden bir kez daha sarsılmıştır.

      Teşekkürler yorum için

  2. EVRİM AĞACINA DAHA FAZLA REDDİYE GELSİN LÜTFEN YÜZLERCE İNSAN ATEİST OLUYOR

    • Merhaba

      Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum. Biliyorum yetersiz kalıyor şu anda ki yazım hızım ama inşaAllah hızlanmaya çalışacağım. Teşekkürler uyarı için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir