Evrimcilerin bulunan hemen her yeni seyi Tesadüfi evrim lehine yorumlama bagimliliklarindan oturu yaratilisi kabul eden bilimadamlarının vakitlerinin büyük kısmı bu zırvalara yanıt vermekle gecmektedir. Asagida göreceğiniz yeni tarihli bu makaledede Profesör Casey Luskin Brezilyada ve Cinde yeni bulunan Ediacara donemi fosiller ile alakalı onların müstakil birer hayvan topluluğu olduğu ve Kambriyen donemi onculu olabileceği yönündeki iddialar irdelenmekte ve neden yanlış oldukları degerlendirilmektedir. Bu makalelere suradan ve suradan ulaşabilirsiniz.
Makaleler özetle bulunan fosillerin Kambriyen canlilarinin öncülleri olabileceğini iddia ederken Prof. Luskin ve alintiladigi diğer profesörler iddianın oldukça havada kaldigini ve muhtemelen bulunan canlıların müstakil birer alt yada kurtçuk vb oldugunu göstermektedir.
Boylelikle evrimcilerin bir baska masal anlatma girişimi de burada basarisizlikla sonuçlanmaktadır. Hayat hayattan gelir tum canliligin sahibi yüce Allahtir. Evrimci ve seküler insanlara tavsiyem bu sitedeki yazılara yada benzer yazılara at gözlükleriyle yaklasmamalaridir.
Rasûlüm! Kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına icâbet ederim. Öyleyse onlar da benim dâvetime uysunlar ve bana iman etsinler. Böyle yaparlarsa, en doğru yolu bulmuş olurlar. Bakara 186
Ediacara Hayvan Fosilleriyle İlgili Yeni Zorluklar
Casey Luskin – 17 Mayıs 2026
Geçen ay Science dergisinde yayımlanan ve Prekambriyen döneme ait çift taraflı simetriye sahip (bilaterian) hayvan fosilleri bulunduğunu iddia eden bir makale hakkında yorum yapmıştım. Bana göre, fosillerden yalnızca biri için gerçekten bilaterian bir hayvan olabileceğine dair makul bir durum oluşturulabiliyor; diğerleri ise çeşitli nedenlerle oldukça şüpheliydi.
Bağımsız paleontolog ve aynı zamanda Galler Ulusal Müzesi’nde Onursal Araştırma Görevlisi olan Joseph Botting’in de benzer derecede şüpheci olduğu ortaya çıktı. Botting, yayımladığı ayrıntılı analizinde bu fosillerin bilaterian olarak sınıflandırılmasına ciddi itirazlar getiriyor; hatta bazılarının hayvan bile olmayabileceğini öne sürüyor.
Ben kendi değerlendirmemi paylaşmadan önce onun analizini görmemiştim. Bu nedenle bazı konularda paralel sonuçlara ulaşmış olmamız dikkat çekiciydi. Hatta bazı noktalarda o, benden bile daha şüpheci davranıyor.
Sözde Ediacara Taraklı Denizanası (Ctenophore)
Botting, makalede Ediacara dönemine ait olduğu iddia edilen taraklı denizanası fosiline özellikle şüpheyle yaklaşıyor. Ona göre bu fosil aslında bir knidlidir (cnidarian) ve knidlilerin Prekambriyen’de zaten bulunduğu uzun zamandır biliniyor.
Fosilde görülen enine yapıların taraklı denizanalarına özgü olmadığını, bunların “conulariid” adı verilen bir knidli grubuna ait olabileceğini söylüyor. Conulariidler de Ediacara döneminden iyi bilinen canlılar.
Botting şöyle diyor:
“Buna neden taraklı denizanası diyebileceğinizi göremiyorum.”
Hatta bu örneği “en az ikna edici olan” olarak tanımlıyor.
Eğer Botting haklıysa, bu Science makalesinin Ediacara’da yeni bir Kambriyen hayvan şubesinin varlığını kanıtladığı iddiası sıfıra düşmüş oluyor.
Sözde Bilaterian Fosiller
Botting, makaledeki diğer sözde bilaterian fosiller hakkında da güçlü eleştiriler getiriyor.
Şekil 3’teki A–E Fosilleri
Makaledeki A–E olarak etiketlenen organizmanın, disk şeklinde bir tutunma yapısına bağlı bağırsaklı bir solucan benzeri canlı olarak yorumlanmasının son derece garip olduğunu söylüyor.
“Bağırsak” olarak yorumlanan siyah çizgilerin çoğu zaman birden fazla oluşu, bu yorumu sorunlu hale getiriyor. Ya organizmanın birden fazla bağırsağı vardı ya da tamamen başka bir şey söz konusu.
Botting ikinci ihtimali tercih ediyor çünkü fosilin daha önce “garip bir alg” olarak yorumlanmış başka bir Ediacara fosiline çok benzediğini düşünüyor.
Sonuç olarak:
“Bunun hayvan bile olmadığını düşünüyorum.”
Bu noktada Botting, benim değerlendirmemden bile daha şüpheci davranıyor.
F–H ve M–P Olarak Etiketlenen Fosiller
Botting, bu potansiyel solucan benzeri organizmaların gerçekten bir bağırsağa sahip olduğundan da emin değil. Korunma durumlarının yeterince iyi olmadığını söylüyor.
Ben de buna katılıyorum.
Ayrıca bunların alg olma ihtimalinin dışlanamayacağını ve “kesinlikle bir bilaterian” olduklarının söylenemeyeceğini düşünüyor.
I–L Olarak Etiketlenen Tüp Şeklindeki Organizma
Bu organizmanın Margaretia adlı fosile benzediğini kabul ediyor ancak bu benzerliğin yakınsak evrim sonucu oluşmuş olabileceğini belirtiyor.
Ben de aynı ihtimali önermiştim.
Delikli tüp benzeri organizmalar olağan dışı değil ve bu fosilin gerçekte ne olduğu konusunda kesin konuşmak zor.
En Güçlü Bilaterian Adayı: M–P (+Q ve R)
Benim en güçlü bilaterian adayı olarak gördüğüm fosil buydu ve Botting de bunun en iyi örnek olduğunu kabul ediyor. Ancak yine de oldukça şüpheci.
Tüm örneklerin aynı organizmaya ait olduğundan emin değil; bazıları yanlış sınıflandırılmış olabilir.
Bu fosilin cambroernidlerle karşılaştırıldığını belirtiyor ancak cambroernidlerin en ayırt edici özelliği olan tentaküllerin burada çok farklı göründüğünü söylüyor.
Gerçek cambroernidlerde uzun ve yoğun dallanmış tentaküller bulunurken, bu fosillerde:
“dallanmamış ya da minimum dallanmış tentaküller”
yer alıyor.
Botting bunları:
“çok kısa ve sivrilen tentaküller”
olarak tanımlıyor.
Ayrıca organizmanın sap kısmının da dallanmış olması, bunun koloni halinde yaşayan bir canlı olabileceğini düşündürüyor. Oysa cambroernidler koloni halinde yaşamıyordu.
Bu da söz konusu yorumun aleyhine bir durum.
Botting ayrıca eksik korunmuş olabileceğini ve bu nedenle tamamen farklı bir organizma olabileceğini söylüyor.
Sonuç olarak:
“Kesin biçimde bir ambulacraria kök grubu olduğunu söylemek için daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.”
Fosillerin Yaşı ve Kambriyen’e Yakınlık
Botting ayrıca fosil katmanlarının stratigrafik konumuna dikkat çekiyor.
Makale fosillere 554–546 milyon yıl yaş verirken, Botting bunların Kambriyen’in başlangıcına çok daha yakın, yaklaşık 539 milyon yıl civarında olabileceğini belirtiyor.
Yani jeolojik açıdan Kambriyen Patlaması’na oldukça yakın olabilirler.
Sonuç olarak şöyle diyor:
“Bazıları gereğinden fazla hayvan olarak yorumlanmış olabilir, ama diğerleri için evet, ilgimi çekiyorlar.”
Benimle ortaklaştığı bir diğer nokta ise şu:
“Bu gerçekten harika ve ilginç bir fosil topluluğu.”

Bu sitede yüzlerce farklı yazıda evrimcilerin sürekli benzer iddialarının neden hem yetersiz hemde bilimdisi olduguna dair yazılar okudunuz. Sitenin gecmisine baktiginizda bu yazılara görebilirsiniz. Peki neden hep ayni şey oluyor ? Yani bir evrimci bir iddia ortaya atıyor bunun uzerine bildiginiz bir masal insan ediyor ancak sonrasında bunun geçersiz ve gercek disi olduğu ortaya cikiyor. Milyarlarca insan bu iddiaları birinci elden medya vb vasıtasıyla goruyor ancak gerceklerin ve eleştirilerin yer aldigi buna benzer yazılar ise ancak çok az kisi tarafından gorulebiliniyor. Bunun sebebi su arkadaslar, bir fikir olarak seküler evrim düşüncesine bağlı bu kisiler kitlelere uydurdukları seylerin karşıt eleştirilerini gösterselerdi halktan alabilecekleri destegin ancak cüzi bir kısmına ulaşabilir ve kamu bütçelerinden de fonlarına pay alamazlardi. Bu sebepten oturu her gun duzinelerce benzer hikaye yazı uretiliniyor ve karşıt tarafın cevap vermesi ideolojik nedenlerle engelleniyor. Çünkü gercekleri goren gözlerin bu masallara inanması mümkün degil
Solucan Sanılan Bakteriler ve Algler
Gondwana Research dergisinde yayımlanan başka bir yeni çalışma ise, sözde Prekambriyen hayvan fosillerini yorumlarken neden dikkatli olmamız gerektiğini tekrar hatırlatıyor.
Makalenin başlığı:
“Brezilya’dan önerilen Ediacara meiofaunal oyukları aslında piritlenmiş alg/mikrobiyal konsorsiyumlardır.”
Yani daha önce hayvan iz fosili sanılan yapılar, aslında alg ve bakteri toplulukları olabilir.
Science Daily bunu şöyle özetliyor:
“Dünya’nın en eski hayvanları sanılan bazı fosillerin aslında göz önünde duran eski bakteri ve alg toplulukları olduğu ortaya çıktı.”
Teknik makale ise şöyle diyor:
“Bu yapılar gerçek meiofaunal oyuklar değil; filamentli algler ve bakterilerden oluşan mikrobiyal konsorsiyumların üç boyutlu korunmuş kalıntılarıdır.”
Başka bir ifadeyle:
Bu fosiller bilaterian solucanların izleri değil; bakteri veya alg kalıntılarıdır.
Bu durum, Prekambriyen hayvan fosilleri konusunda aceleci yorumlar yapılmaması gerektiğini yeniden gösteriyor.
İki Önemli Nokta
Makale iki dikkat çekici yorum daha yapıyor.
1. Ediacara Fosillerinin Evrim Ağacındaki Yeri Hâlâ Tartışmalı
Makale şöyle diyor:
“Birçok geç Ediacara makrofosilinin metazoan (hayvan) bağlantıları iyi kurulmuş olsa da, evrim ağacındaki kesin yerleri hâlâ tartışmalıdır.”
Yani bu fosiller hayvan olabilir; fakat hangi hayvan grubuna ait oldukları belirsizdir.
2. Kambriyen Patlaması Hâlâ Açıklanmış Değil
Makale, Kambriyen Patlaması’nı şöyle tanımlıyor:
“Yaşam tarihindeki en büyük evrimsel olaylardan biri; çoğu hayvan şubesinin jeolojik olarak hızlı biçimde ortaya çıkışı.”
Yani Ediacara’da bazı hayvan benzeri fosiller bulunması, Kambriyen Patlaması problemini ortadan kaldırmıyor.
Günter Bechly’nin daha önce belirttiği gibi:
“Ediacara’da süngerler, knidliler veya hatta bazı ilkel bilaterianlar bulunmuş olsa bile, bu durum Kambriyen Patlaması sırasında çok farklı hayvan vücut planlarının aniden ortaya çıkışını açıklamaz.”
Makalenin yazarları da örtülü biçimde bu noktayı kabul ediyor gibi görünüyor.
Evrim Yaratilis Evrim- Yaratilis- Dinler