Hic Dusundunuz mu ? Kornea, Gozlerinizin Penceresi

Kornea: Gözün Penceresi

İnsan gözü, dışarıdan bakıldığında küreye benzeyen bir yapıdır. Bu kürenin dışını, sert, dayanıklı ve beyaz renkli bir tabaka olan göz akı (sklera) sarar. Sklera, gözü darbelere, baskılara ve dış etkilere karşı koruyan bir zırh gibidir. Eğer bu tabaka yumuşak olsaydı, en küçük bir çarpma ya da baskı göz için telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilirdi.

Ancak bu sert yapı, gözün ön kısmına gelince aniden değişir. İşte tam burada, gözün en büyük mucizelerinden biri başlar: kornea.

Cam Gibi Şeffaf Bir “Et”

Kornea, gözün dış dünyaya açılan penceresidir. Işığı geçirir, kırar ve onu gözün arka kısmındaki retinaya yönlendirir. Işığın kırılmasının yaklaşık üçte ikisi yalnızca kornea sayesinde gerçekleşir. Fotoğraf makinesinde objektif ne kadar hayatiyse, göz için de kornea o kadar vazgeçilmezdir.

Ama burada durup sormak gerekir:

Nasıl olur da canlı, damarsız, liflerden oluşan bir doku cam kadar şeffaf olabilir?
Et ve hücrelerden oluşan bir yapı, nasıl olur da ışığın %98’ini kayıpsız geçirebilir?

Eğer korneayı oluşturan bu ince ve narin doku gözün tamamını kaplasaydı, göz dış etkilere karşı savunmasız kalırdı. Eğer göz akının sert ve mat yapısı korneanın olduğu yerde devam etseydi, ışık içeri giremez ve görme mümkün olmazdı.

Peki bu keskin sınırı kim belirledi?
Birbirinin devamı olan iki doku nasıl olur da bu kadar net, yuvarlak ve kusursuz bir çizgiyle ayrılır?

Şeffaflık Bir Tesadüf mü?

Kornea saydamdır çünkü içinde kan damarları yoktur. Hücreleri belirli bir matematiksel düzen içinde dizilmiş liflerle tutulur. En ufak bir bozulma, görüntünün bulanıklaşmasına yol açar. Kornea ayrıca binlerce sinir ucu ile donatılmıştır. En küçük bir toz tanesi bile anında fark edilir ve göz kapağı refleksle kapanır.

Şimdi şu soruyu sormak kaçınılmazdır:

Hangi bilinçsiz süreç, hem bu kadar narin hem de bu kadar korunaklı bir yapı kurabilir?
Hangi tesadüf, hem şeffaflığı hem dayanıklılığı aynı anda planlayabilir?

Kornea zarar gördüğünde kendini onarabilir. Besinini gözyaşındaki glikozdan ve havadaki oksijenden alır. Gece uykuda ise göz kapağının altındaki kılcal damarlardan beslenir. Yani kornea, adeta “yalnız bırakılmış” ama aynı zamanda kusursuz şekilde desteklenen bir yapı gibidir.

Bu, sahipsizliğin değil; özel korumanın göstergesidir.

Tek Hücreden Cam ve Kemik

İnsan vücudundaki tüm hücreler tek bir hücrenin bölünmesiyle oluşur. Aynı hücreden;
– taş gibi sert kemikler,
– yumuşak bağırsak dokuları,
– akışkan kan,
– ve cam kadar şeffaf kornea meydana gelir.

Hangi akılsız süreç, aynı hammaddeden bu kadar zıt yapılar üretebilir?
Hücreler ne zaman “şeffaf olacağım” ya da “sert olacağım” diye karar vermiştir?

Elbette hücrelerin plan yapma, karar verme, hesaplama gibi yetenekleri yoktur. Onlara ne yapacaklarını bildiren, onları yönlendiren ve şekillendiren üstün bir irade vardır.

Kur’an bu gerçeği şöyle hatırlatır:

“O ki yarattı ve düzenledi. Ölçü koydu ve hidayet verdi.”
(A’lâ Suresi, 2–3)

Optik Hesaplama Yapan Bir Hücre mi?

Kornea yalnızca şeffaf değildir; aynı zamanda optik olarak kusursuz bir eğime sahiptir. Işığı tam olması gereken açıyla kırar ve retinanın üzerine düşürür. Optik mühendisliğin en zor hesaplarından biri, bu kırılma açısını doğru ayarlamaktır.

Peki anne karnındaki hücreler bu hesabı nasıl yapmıştır?
Kornea mı hesaplamıştır, yoksa hücreler mi bu bilgiyi “bilerek” uygulamıştır?

Bu soruların cevabı açıktır:
Ne hücre hesap yapar, ne tesadüf mühendislik üretir.

En Mantıklı Sonuç

Kornea; şekliyle, şeffaflığıyla, sinir ağıyla, beslenme biçimiyle ve optik hassasiyetiyle parça parça oluşabilecek bir yapı değildir. En küçük eksiklik, görmenin tamamen kaybolması anlamına gelir.

Bu yüzden evrim, bu yapıyı açıklayamaz. Tesadüf, bu düzeni üretemez. En mantıklı, en tutarlı ve bilimle çelişmeyen tek sonuç şudur:

Kornea, üstün akıl ve kudret sahibi bir Yaratıcı’nın eseridir.

Kur’an bu hakikati insanın yüzüne şöyle vurur:

“Ey insan! Seni üstün kerem sahibi Rabbine karşı aldatan nedir?
O ki seni yarattı, düzenledi ve ölçülü kıldı.”

(İnfitar Suresi, 6–7)

Kornea, yalnızca gözün penceresi değil; yaratılışın apaçık bir delilidir.
Bu delil, bakan ama düşünmeyenler için değil; gören ve akledenler içindir.

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Hiç Dusundunuz mu ? Gozkapaklariniz

Ya Göz Kapaklarımız Olmasaydı? Gözler, insanın dış dünyaya açılan en hassas pencereleridir. Ancak bu pencereler, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir