Zihnimiz Sadece Beynimizin Yaptıklarına mı Bağlı

Bu çok değerli yazı New York’un ünlü beyin bilimcilerinden ve Akıllı Tasarım hareketinin destekçilerinden biri olan Prof. Michael Egnor’dan gelmektedir. Yazının orjinali https://mindmatters.ai/2021/02/is-the-mind-really-just-what-the-brain-does/ linkinden ulaşılabilir durumdadır. Prof. Egnor bu yazısında insanı insan yapan en önemli değer olan akıl ve anlama yeteneğine dair yapılan materyalist açıklamaları yüzeysel bir şekilde eleştirmek ve neden hatalı olduklarını göstermektedir.

 

Sahi bizi biz yapan değer nedir ? Sahip olduğumuz bilinç, yani sorgulama yeteneği, akletme yeteneği, kafa yorabilme, sevebilme, bağ kurabilme, anlamlandırabilme yeteneğinin kökeni nedir ? Bunlara neden sahibiz ? Nasıl sahip olduk ?

 

Allah bu soruya kuranda pek çok yerde atıf yapmakta ve akıl, akletme yeteneğinin insanın başlıca sorumluluğu olduğunu belirtmektedir.

 

İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez. 
(ANKEBUT SURESİ / 43)

 

Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. 
(ZÜMER SURESİ / 18)

Gece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah’ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. 
(CASİYE SURESİ / 5)

 

 

 

 

Zihnimiz Yani Algımız, Beynimizin Yaptıklarından mı İbaret

 

Pek çok teori böyle söylüyor ancak bu teorilerin hiçbiri çalışmıyor. Görevselcilik hayatta kalmayı başarmış bir örnektir ancak oldukça derin yaralara sahiptir.

 

Bir yüzyıldan fazla süredir filozoflar ve beyin bilimciler zihni yani aklı açıklama girişimlerinde bulunmuşlardır. Davranışçılık başından sonuna  kadar sinir sisteminden kaynaklanan bir görüş olarak belirmektedir. Zihin bilim ile alakasız görülmektedir. Davranışçılık gerçeklik ile çakışmaktadır- bu görüş 1960’larda Noam Chomsky tarafından az yada çok yok edilmiştir, Chomsky e göre dil konusu davranışçılık ile anlaşılamaz. Zihin çalışmaları dil bilim, beyin bilim ve filozofi için zaruridir. Bu tanımlamalar kendi içerisinde bir skandal olarak görülmelidir.

 

Identity Theory- Zihinsel durumun beyinsel durum ile aynı olduğunu iddia eden teori- on yıllar boyunca pek bir rağbet gördü ta ki zihin durumu ile beyin durumun tam olarak aynı olması gerekliliği bilinene kadar yada bunun doğru olmadığı gösterilene kadar.

 

Eleyici Materyalizm- Zihnin yada şuurun aslında var olmadığını savunan teori- Bu teoride bir kaç  on yıl boyunca popüler bir şekilde kasıldı. Materyalistler nihayetinde zihnin yada şuurun fiziki dünyada gerçekte karşılığı olmadığını itiraf edene kadar sürüp gitti. Ancak onlar bu gerçek karşısında materyalizmi değil bir gerçek olan şuuru, zihni adeta yükünden ötürü gidemeyen bir gemide atılan yük gibi atmayı denediler ancak gerçek yük materyalizmin kendisi idi (Vurgular bana ait) Benim buradaki tahminim eliminatif materyalizmin psikiyatrik tedavi  mümkün olana kadar çok kısa bir ömrü kaldığı yönünde.

 

Tüm bu tartışmalar sonrasında hayatta kalmış tek teori işlevselcilik gibi durmaktadır. İşlevselcilik bir bakış açısıdır, neyin bilişsel tabanlı bir sistemde bir zihin durumu ortaya koyabileceğine dair. İşlevselcilik sıklıkla ve amiyane tabirle beyin ne yapıyorsa bilinç odur demektir aslında.

 

2000 li yıllar ruh kavramının çok daha iyi anlaşıldığı yıllar olması hasebiyle altın yıllar olarak tanımlanabilir. Ölüme yakın deneyimler ile elde ettiğimiz harikulade keşifler bu tarz zihin çalışmaları ile iyi ce taçlandırılmakta ve artık ruh kavramı reddedilemez duruma gelmektedir. Artık elimizde sadece un, yağ, şeker, ısıtıcı alet ve lap değil direkt helvanın kendisi bulunmaktadır. Şimdi insana düşen bu helvanın kimden ve neden geldiği sorularına gözüne soka soka verilen kanıtlara göre cevap verip hakkını teslim etmek olacaktır.
“Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.” (İnsan sûresi, 76/3)

 

İşlevselcilik yüzeysel bir benzerlik taşımaktadır Aristoteles tarzı ruhu anlama çabaları içerisinde ki bu onun sahip olduğu bir güçtür. Aristoteles derki ruh, insan olmanın en aktif ilkesidir. Amiyane tabirle Aristoteles tarzı görüşe göre zihin, insan oluşumuzla devraldığımız  bilişsel kabiliyetlerimizin bir yelpazesi olabilir. Aristoteles tarzı psikoloji diğer görüşlere göre bir fark üretmektedir ve elde edilen sonuçlar modern zihin bilim çalışmaları ile gayet uyumlu olmaktadır. Bence bu bakış açısı sahip olduğumuz en iyi açıklama.

 

İşlevselcilik burada Aristoteles tarzı düşünceden ayrılmaktadır, var olan farklılıklar işlevselci bakış açısı için son derece ölümcüldür. İşlevselciliğin duvara tosladığı iki ana görüş bulunmaktadır;

 

1- İşlevselci yaklaşımlar genellikle zihin durumlarının beyin durumlarının bir aynası olduğunu ileri sürmekte ve insan oluşumuzla alakalı olması fikrine sırt çevirmektedir. Bu mantıksal olarak hatalıdır çünkü yapılan şey tümden hatalı görüşlerin etkilerini sistemin tüm parçalarına yüklemektedir. Anlayabilmek, anlam yükleyebilmek, hatırlayabilmek vb özellikler sadece insan oluşumuzla alakalıdır. Beynimiz sadece kendi işlerini yapmaktadır glikoz metabolizmasını ayarlamak veya diğer farklı metabolik aktiviteler.

 

Beyin düşünür demenin hiçbir mantıki tarafı yoktur bu konudaki iddialar bütünüyle ve mantıksal olarak hatalıdır. Aslında beyin düşünür demenin ayaklar koşar demekten farklı bir anlamı yoktur. Ayaklar değil tüm vücut koşar yada burun tek başına koklar vb demekten bir farkları bulunmamaktadır. Bu saçmalıktır.

 

2- İşlevselciliğin en çok kabul gören biçimi bilgisayar işlevselciğidir. Bilgisayar işlevselciliği beyin ve zihnin ortak olarak hesaplamaları beraber yaptığını iddia eder ve buna bilgisayardan örnek olarak donanım ve yazılımı gösterir. Bu da aynı zamanda saçma sapan bir iddiadır. Beyin bir bilgisayar değildir ve zihinde hesap makinesi değildir. Beyin matematiksel teorilerin konusu olabilir ancak bu beyni bir hesap makinesi kıvamında bir bilgisayar yapmaktadır.

 

Bu bilinç ile alakalı yapılmış en kötü, en berbat iddiadır, yani bunun bir hesap makinesi vb olduğuna yönelik iddia. Hesaplama baştan sona bir eşleşme algoritmasıdır. Hesaplama yeteneği bir anlamda kör bir unsurdur, anlamlandırılmaya kapalıdır ve dikkat çekici bir şekilde alınan sinyalin içeriği ile alakalıdır. Kelimelerin anlamdırılması ile alakalı çıkarımlar görecelidir, bir makale yada yazıda ”YEA” fikri betimlerken bir diğerinde ”NAY” betimler. Matematiksel hesaplamalar anlamlandırılmaya kapalıdır.

 

Diğer taraftan zihin durumu her zaman anlamlıdır. Bu şu anlama gelir, düşünceler her zaman bir şeyi işaret eder, bir ağacın gösterilmesi, bir kişinin sevilmesi, sevilen bir kişinin gösterilmesi, bir durumun anlaşılması veya bir tutkunun peşinden gidilmesi.

 

Sadece zihnin bir hesap makinesi yada hesap kitap yapmaktan başka işlevi olmadığını söylemek doğru değil ancak aynı zamanda iddia edilen bu hesap kitap yeteneği zihnin yeteneklerini kapsamamaktadır, zihnin kendisi bunun tersi anlamlıdır. Hesaplama her zaman anlamdırmanın eksikliğini yaşar ancak zihin anlamlandırmanın ta kendisidir. Bilgisayar işlevselcileri ( işlevselcilik görüşünü savunan kişiler kastediliyor) daha fazla yanılamazlar dı.

 

Not ettiğim gibi benim bu işlevselcilik görüşüne bir sempatim mevcut, üstelik bu sempati onun ciddi manada hatalı olmasına rağmen mevcut çünkü bu görüş en azından zihnin yeteneklerinin aydınlatılmasına yönelik bir çaba içermektedir. Ama hala işlevselciliği bağrımıza basmamız için bir neden mevcut değil üstelik zihin ile alakalı çok daha akla yatkın görüşler mevcut iken. Aristotelesin parlak, ışıltılı fikri ve ikna edici bakış açısı olan zihinsel algılama yeteneklerimiz insan doğamızın bir gerekliliği, getirisi  bakış açısı hala listenin en tepesinde.

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Problemleri- Homoloji

Site Yazarı Önsözü   Prof. Jonathan Wells’in ikinci yazısı Homoloji ile devam ediyoruz. Homoloji yine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir