Dinler Gercek Olabilir mi ? (2)

Bir önceki yazıda din dediğimiz kavramın yaratilisin kökenlerine atıf yaparak saglamasini yapmaya calismistim. Bu yazıda bu kez evrenden degil kendi yaratilisimizdan bahsedecek ve biyolojinin tek ve guclu bir yaraticiyi nasıl işaret ettigini gorecek ve göstereceğiz.

 

Aslında daha once Hayat Neden Tesadüfen Olusamaz isim yazımızda bu durumun kompleksligine ve yaraticiyi nasıl işaret ettigine değinmiş ve bunu göstermiştim. Yazi  boyunca canliligin içerisindeki ve doğasındaki bilginin insanin sadece anlama kabiliyetiyle degil ancak hayranlık duygularının harekete gecmesiyle de her durumda anlasilir oldugundan bahsetmiştim. Gelin bu bilgiye tekrar bir göz atalım ve bunun sorumluluk sahibi bir insan tezini yani dinlerin ana tezini nasıl dogruladigini isleyelim;

 

Hucrelerimizde Tasidigimiz Genetik Bilgi; 

 

Bildiginiz uzere hücrelerimizde DNA isimli bir molekül bulunmaktadır. Bu molekül icin pek çok bilim adamı yaşamın şifresi, yada yaşamın kimyası yada hayatin temeli gibi benzetmeler kullanmaktadır. Bilim adamlarının DNA icin buna benzer olgu kelimeleri kullanmaları DNA’nin etkileyici kimyasından kaynaklanmaktadır. DNA Dort harften olusan kısa bir alfabeye sahiptir. Oldukça kısa bir alfabeye sahip olmasina rağmen inanılmaz derece bilgi içermektedir ve aslında o bilgiler hayati insaa etmektedir. ( Bu noktada kısa bir alfabe ile uzun bir alfabe arasında şifreleme yöntemleri siyasi yapildiginda kısa alfabenin daha zorlu calışma sorunları yaşayabileceğini söylemeliyim, çünkü degisiklik üretebilmek icin çok fazla harf tekrar gerekecektir. Kısa bir alfabe ile ustun bir şifreleme isi şifrenin yaraticisinin devasa zihnini göstermektedir.)

Siz annenizin rahminde iken DNA’daki bilgiler kullanılarak sizin organlarınız, kemikleriniz ve vücudunuzun diğer özellikleri insaa edilmektedir. En ufak hatada insani ya olecek yada sakat bırakacak bu süreç kor, Sagir, dilsiz ve akilsiz hücreler tarafından bütünüyle DNA’daki bilgi temel alınarak gerçekleşmektedir, diğer hücre organelleri  kullanilarak başarıyla  yürütülür ve nihayetinde insan dünyaya gelir.  Sadece DNA’ nin degil DNA’daki bilginin okunabilmesi, okunulan bilginin gerektirdiği üretimin yapılabilmesi, gereksiz üretmekten kacinilmasi ve surecin bir baslangic bitiş planlarinin varolması açık bir sekilde muazzam derecede bilgi içeren inanılmaz bir planın sonucudur. Buraya kadar sorun yok ancak sorun insanoğlunun bu muazzam bilgi surecine şahitlik etmesine ragmen bunu siradan görebilme cur-etindedir. Bunu siradan görebilmek insanin haddi degildir ancak sürekli cevremizde insanların doğduğunu görmek insanoğlunun basiret algısına aldatıcı bir etki yapmaktadır. Insan sadece su sureci düşündüğünde dahi açık bir sekilde bir yaraticinin bir amaca yonelik yaratım yaptigini anlayabilecek düzeyde bir temel akla da sahiptir.

 

Her hücrenizde binlerce ansiklopedi bilgiden daha çok bilgi barindiriyorsunuz. Hayatimiz bilgi temelinde ve bilgiye dayalı olarak islemektedir. Bizlere hep okullarda bilginin ancak bilgiden gelebileceği öğretildi velev ki öğretilmemiş olsun bilgi ya emek verilen bir süreç sonucunda ulasilmis bir sonuc olabilir yada bir bilgeden gelebilir. İşte bize yaratilistan gelen bilgi Bilge Rabbimiz tarafından yaratilmistir. Zavallı kulları onun kudretine şahit olsun diye Boyle kudretli yaratıldık.
Kendisini tanıma sansini bize bahseden Yücel Allaha şükürler olsun…

 

Vücudumuzda Gerceklesen Bilgi Süreçleri; 

 

Yukarıda DNA’nin içerdiği devasa bilgiye değindik. Ancak bir yerde devasa bilgi olması tek başına yeterli degildir. Soz gelimi dünyanın en ileri düzey fabrikasina ve icinde müthiş makinalara sahip olalım. Bunlar öyle makinalar olsunlar ki her seyi uretebilme kapasitesi olsun , ancak bu makinalar arasında bunları guncelleyebilecek uzmanlar, bozukluklarında tamir edebilecek teknik calisanlar ve üretilen urunu üretim alanından alıp nakliye alanına taşıyacak calisanlar olmadan bu fabrika herhangi bir oneme sahip olamaz. Adini andigim bu calisanlar da ancak fabrikanın yada ilgilendikleri birimin icindeki bilgi surecine hakim olmadan bir ise yarayamazlar. Burdada kollektif bir uyum içerisinde karsilikli bilgiyi goruyoruz. Bu kez sadece saf bilgi degil, bilginin yan ürünleri, bilginin getiri ürünleri vb. farklı kademeler bulunmaktadır. Gelin bu surece hücrelerimizde gerceklesen gercek bir islem ile ornek verelim;

 

Hucrelerinizde her an protein üretimi gerçekleşmektedir. Proteinler yaşamın temel taslaridir. Protein üretim suresinde ilk olarak ihtiyac meydana gelir bu ihtiyacın anlasilmasi başlı başına bir is iken bununla kalınmaz ihtiyac icin gerekli olan bilginin hücrenin çekirdeğinde olduğu da yine bir icgudu gibi bilinmektedir. Ihtiyac hasıl oldugunda RNA Polimeraz isimli bir enzim DNA’ da ilgili bilgiyi bulur,

( bu arada bu kadar kolay bir sekilde bulur diyerek gecistirdigim seye bir ornek vermek gerekirse 30 milyon kitabın bulunduğu toplamda 3 milyar sayfa ve 3 yüz milyar cümlenin arasında 3 cümle bilgiyi bulmak gibidir. Bu tek başına bilginin ne kadar devasa boyutlarda hayatin icinde olduğunu göstermektedir. )

Bulunan bilgi mRNa araciligi ile tRNA ya aktarılır buradan da hücrenin protein üretim birimi olan Ribozoma getirilir. Ribozomda gerekli hammaddeler her zaman bulundurulmaktadır ve bu hammaddeler araciligi ile protein üretilir ardından hücre disina cikarilir ve gerekli yere gönderilir. Bu islem sürekli vücudunuzda her an gerçekleşmektedir. Oldukça kısaltarak anlattigim Bu muazzam islemin sadece kendisi tek başına yüce güçlü bir yaraticiyi ve onun bilgiye dayalı yaratisini açık bir sekilde göstermektedir. Bir fare yada kedi bu sureci anlayamaz, bilemez öğrenemez ama insan anlar ve bilir. Sebebi nedir ? Yaratıcı once kompleks bir süreç ile yaratıs gerçekleştiriyor ve ardından bunu anlayabilecek takdir edebilecek canlılar yaratıyor aslında görebilen bir göz icin hersey son derece açık, yaratıcı insanin bu sureci görmesini ve hakkini vermesini istiyor. Bilgi yaraticinin kendisini göstermesi marifeti oluyor burada…

 

RNA Polimeraz enzimi kendi boyutu düşünüldüğünde binlerce kütüphane arasında gelen protein siparişine gore bir yada iki cümle aramaktadır. Ancak buna ragmne polimeraz bu bilgiyi bulmakta veonu olması gerektiği sekilde almaktadır. Sadece bu bilgi dahi insanoğluna Allahım nasıl inanılmaz bir yaratilis dedirtmeli ancak insan bunu görmekte ve basiretsiz bir sekilde göz ardı etmektedir. Polimeraz enziminin bilgi siparişini bulup alması sureci içerisinde dikkat çeken bir baska noktada DNA’ nin muazzam koruma altında bulundurulmasına ragmen kendisini polimeraz enziminin sipariş isteğine acmasidir.
Bunlar nasıl meydana geldi ? DNA durup dururken bir gun bu is Boyle gitmeyecek hücre disina protein göndermeliyiz aradan bor gönüllü seceyimde gelsin kendisine verilen siparişleri alsinmi demistir? Yada polimeraz bir gun yahu benim bu ise el atmam lazım DNA kapıları bana açsın gideyim vucudun u ihtiyaclarini ona sipariş edeyimmi demistir ? Gözleri, bilinci . şuuru olmayan birer organelden bahsediyoruz arkadaslar. Tabiki bu tip fanteziler olmadı, bunların arkasında Yüce Yaratici Allah bulunmaktadır.
Peki neden yarattı ?
Samimi olarak dusunun lütfen…

 

 

Durun hemen gecmeyelim biraz daha  düşünelim, Oncelikle gerekli bilgi bir depoda oldukça siki korunan bir depoda korunuyor. O kadar siki korunan bir depo ki  sadece son derece sinirli sayıda gorevli icin müsaade var, bunun ardından vücudun diğer parametreleri bir ihtiyacın hasıl oldugunun farkına varabiliyor. Daha dogrusu sadece ihtiyacın hasıl olması degil ihtiyacın ne olduğu ve bu ihtiyacın nasıl kapatilacagini da biliyorlar. Bu nasıl mümkün olabilir ? Daha once hiç egitim almadılar, Proteinin ne oldugunu bilmiyorlar, Bilginin ne olduğunu bilmiyorlar, bilginin nerede kullanilacagini bilmiyorlar peki nasıl oluyorda bu üretimi gerçekleştirebiliyorlar ?

Bunlar emir kulları arkadaslar sistemin muhendisi bu emir kullarını islerini yapmak uzere ve şikayet etmemek uzere istihdam etmiş onlarda islerini yapıyorlar ve şikayet etmiyorlar. Konuya devam edecek olursak üretilen urunun nerede üretileceği, bu urun gereken hammaddelerin ne olacağı, bu hammaddelerin nasıl kullanialcagi, enerji sorununun nasıl çözüleceğini gibi pek çok gercek sorun ile siz hiç ilgilenmiyor ve ugrasmiyorsunuz, tek yaptiginiz şey hayatiniizn tadını çıkarmak.

( hoş ilgilenseniz ve uğrasanız ne olacak, konunun uzmanları dahi onlarca yillik bir eğitimden sonra ancak sistemin bir kısminin yapisini çözebildi, velevki sistem kurmak yada sistem eğitmek, bunlar zaten mümkün degil ama mümkün olsaydı bile sadece protein üretim surecini hücrelerimize ogretebilmek yıllar alırdı ve yinede dortdortluk calismazdi. Sadece protein üretim sisteminin yanlış calismasi tum canliligi bitirebilirdir ama bunların hiçbirisi olmadı ve siz afiyetle yiyip iciyorsunuz ama kimin mülkünde kimin izniyle ??)

 

Peki bu bilgiler ile dini argümanların saglamasi yapılabilir mi ? 

 

Bal gibi yapılır, son yazımızda deginecegimiz bilinç konusu ve canlıların içgüdüsel bilgisi acikca bir yaraticiyi hemde dogrudan göstermektedir. Ancak yukarıdaki bilgiler de akil sahipleri icin bu konuda net bir görüş acısı saglamaktair. Öncelikle Isleyen bir sistemin varligi acikca yaraticiyi gostermektedir. Sistemin varolması bir yana calismasida ayrı bir yana’  sadece yukarıda inanılmaz özet bir sekilde verdigimiz hücrelerdeki bilgiye dayalı sunum yaraticiyi ve onun görkemini göstermektedir.

 

Akli başında bir insan kompleks yaratilis surecine şahit olduktan sonra  yaraticinin bunları bosuna yaratmayacagini da bilir. Herseyi yaratıp yarattiklarini insanoğlunun eline veren bir yaraticinin insana hesap sormayacagini,  ondan beklentisi olmayacagini düşünmek bile tek başına hilkat garibesi bir gorunumdur,  o sebepten oturu samimi bir sekilde düşünüp yaratilisin hakkini veren kisi yaraticinin verdigi nimetlerin hesabini soracagini bilir ve anlar.

 

Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? Fussilet 53 

 

 

 

 

 

 

 

 

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Yeryüzü Insan Medeniyeti Olusturacak Sekilde Yaratildi

Bu yazıyı okuyanların pek cogunun 50-60 yasinin üstünde olacagini düşünmüyorum. Ortalama yas grubunun ose 20 …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir