Hayat Neden Tesadüflerin Eseri Olamaz- Proteinler

Hayat Neden Tesadüflerin Eseri Olamaz- Proteinler

 

 

Proteinler dendiğinde aklınıza sadece  vücut çalışan sporcular mı geliyor ? Eğer böyle oluyorsa yanılıyorsunuz demektir.

Proteinler hayatın yapıtaşlarıdır, sihirli formülleridir. Saçlarımız keratin ismi verilen bir proteinden oluşurken, kolajen isimli protein cildimize esneklik, saclarımıza parlaklık  vermektedir, titin proteini ise kaslarımızın kasılması için oldukça hayati bir proteindir. Proteinler olmadan DNA’mız kopyalanamaz hücre bölünmesi gerçekleşemezdi. Diğer başka proteinler hücre içi işlemleri milyarlarca kat hızlandırmakta ve diğer bazıları da bu işlemleri düzenlemektedir. Kısacası proteinler maddi yapımız için olmazsa olmazlarımızdandır.

 

Birde proteinleri meydana getiren moleküller vardır ki bunlara aminoasit denmektedir. Doğada 200 ün üzerinde amino asit olmasına rağmen proteinleri meydana getirenler aralarından sadece 20 tanesidir. Amino asitler sağ ve sol elli diye ikiye ayrılmaktadır ancak canlı yapılardaki aminoasitlerde sadece sol elli aminoasitler kullanılmaktadır. Burada bir seçim görüyoruz, sağ elliler olmuyor ancak sol elliler olabiliyor. Bu açıkça bir seçim ve canlılık ile alakalı seçim yapabilecek tek varlık onun yaratıcısı olabilir. Bir ansiklopedide bu durum şöyle özetlenmektedir;

 

” Yeryüzündeki tüm aminoasitler özel bir form halinde işlev görebilmektedir. Sadece sol elli olanlar protein yapımında kullanılmaktadır. Bu bir paranın milyonlarca kez havaya atılmasına rağmen hep tura gelmesine benzemektedir.[1]

 

Bir paranın sürekli tura gelmesi ise mümkün değildir. Burada bilinçli bir yaratılıştan başka bir yere kapı açılmamaktadır.

 

Yaşayan her canlı protein ihtiva etmektedir. En basit bir canlıda dahi 2000 çeşit farklı protein varken insanlarda bu rakam 200.000 civarında bir rakamdır. Proteinler bizim maddi yapımız göz önüne alındığında son derece küçük, genelde hücre içi birimler olmasına rağmen moleküler dünya yani hücresel dünya için son derece büyük moleküllerdir ve hem içeriğindeki bilgiler hem de 3 boyutlu yapıları hayatidir. Bugun seküler aklın etkisi ile bilim dünyasında sesi baskın çıkan tesadüf severlerin ise bu rakamlar canlarını sıksa da derileri kabarmıştır ve sanki böyle rakamlar yokmuş gibi davranmaktadırlar. Bu derisi kabarmış ruh haliyle de sözde bilimsel! web siteleri yordamıyla Evrenin yüce yaratıcısı Allahın varlığını kendilerince inkar etmektedirler. Proteinler farklı atomların farklı şekillerde ancak mutlaka belirli bir sıralama adeta şifreleme şeklinde yaratılmış dev moleküllerdir ve nereden bakarsanız bakın bir sistemin sonucudurlar.

 

Gelin şimdi hep beraber Allahın kendi varlığının ikna edici delillerini yüklediği bir başka mucize olan proteinlerin tesadüfen oluşup oluşamayacaklarına bakalım.

 

Aminoasit dizilerinin belli bir sıra ile aslında daha açık bir tabirle bir şifre ile bir araya gelmeleri sonucu ancak proteinler oluşabilmektedir. Yani amino asitlerin bir araya gelmeleri değil belirli bir sıralama şifreleme yöntemi ile bir araya gelmeleri ve aralarında bu şifreyi bozacak tek bir hata dahi olmaması ile ancak proteinler oluşabilmektedir. Örneğin 600 amino asitten oluşmuş bir proteinin tesadüfen oluşma ihtimali 10 üzeri 630’da 1 ihtimaldir. Burada şunu söylemek gereklidir, Matematik lisanında 10 üzeri 50 de 1 den düşük olasılıklar teknik olarak imkansızdır. Ayrıca  600 amino asit örneğimiz oldukça küçük bir örnektir insan vücudundaki protein sayısı 200000 civarındadır, insandaki protein sayısı göz önüne alındığında çıkabilecek potansiyel  rakamın tesadüfçüler için daha dramatik bir hal aldığı çok daha açıktır.

 

Proteinler tesadüfen oluşamaz arkadaşlar, bunu evrimcilerde bilmektedir ancak farklı bir seçeneği yada en mantıklı seçenek olan Allahın varlığını kabul etmemek için kendilerince tesadüfler için masalsı anlatımlar yapmaktadırlar. Örneğin bir evrimci durumun dramatikliğini şu şekilde özetlemektedir;

 

” Eğer milyarlarca yıl boyunca milyarlarca gezegenin yüzeyi gerekli amino asitleri içeren sulu bir konsantre tabaka ile dolu olsaydı bile yine tek bir protein bile oluşamazdı”[2]

 

proteinlerin oluşması için gereken şartları şöyle bir sıralayalım;

 

– Proteinlerin en küçüklerinin olusabilmesi için dahi yüzlerce amino asit belli say›da, uygun sekilde ve özel bir siralamada dizilmelidir,

 – Tek bir amino asitin fazla, eksik ya da yerinin farklı olması o proteini işlevsiz hale getirir,

 – Bir proteinde bulunan amino asitlerin yalnızca sol elli olanlardan oluşması  gerekir, tek bir sag-elli amino asitin araya karışması bile o proteini işe yaramaz hale getirmektedir.

– Amino asitlerin aralarında yalnızca peptid bagı denen özel bir kimyasal bagla baglanması gerekir, diger kimyasal baglar proteinin yapısını bozar,

Sıraladığımız seçeneklere aslında bir mantıklı eleştiri getirerek daha fazla ihtimal sıralamak mümkün ancak bu kadarı burada yeterli. Şimdi sıraladığımız şartların matematiksel görüntüsünü 500 amino asitlik bir protein için  ele alalım.

 

1- Aminoasitlerin uygun dizilme ihtimali;

10 üzeri 650 de 1

2- Aminoasitlerin sol elli olma ihtimali

10 üzeri 150 de bir ihtimal

3- Amino asitlerin aralarında peptid bağı ile bağlanma ihtimali;

10 üzeri 150 de bir ihtimal.

 

toplam ihtimal 10 üzeri 950 de bir. Yukarıda yazdıklarımı hatırlayacak olursak 10 üzeri 50 de birden düşük ihtimaller matematiğin kendi dünyası için bile imkansızdır. Gerçek dünya için ise katmerli imkansızlığı ifade eder. Ancak sıradan bir protein için çıkan ihtimal bu rakamın da yaklaşık olarak 20 katıdır. Evrende tüm galaksilerde, tüm yıldızlarda tüm her yerindeki atomların sayısı ise 10 üzeri 75 olarak ölçülmektedir.  Tek başına bu rakam tesadüflerin geçersizliğini ve yüce yaratıcının gölgesinin netliğini suratımıza çarpmaktadır. Allah kullarına kendini kendi nefislerinde göstermektedir.

 

Yukarıda 3 boyutlu yapısını gördüğünüz proteinin ismi rodopsin. Rodopsin proteini görme işleminde oldukça hayati bir görev almaktadır. Diğer tüm proteinlerde olduğu gibi Rodopsin proteninin yapısında herhangi bir hata görme işleminin hiç gerçekleşmemesine neden olabilirdi…
Proteinler Allahın kendi nefislerimizde bize kendi varlığının delillerini gösterdiği bir başka detaydır.

 

Aslında sorun tesadüf mantığı için sadece bu ihtimallerde bitmiyor. Bir proteinin işlevsel hale gelebilmesi başka proteinlerin varlığı da bir şarttır,  burada bir paradoks ortaya çıkmaktadır. Aslında tüm tesadüf mantığı daha ilk kademede ağır gol yemiştir bu keşif ile ancak dogmatik bir şekilde sekülerizme bağlı insanlar fanatizmin kölesi olmuştur.

 

Kulları içinde ise Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’. şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 28)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Fabbri Britannica Bilim Ansiklopedisi, cilt 2, Say› 22, s.519

[2] W. R. Bird, The Origin of Species Revisited, Nashville, Thomas Nelson Co., 1991, s. 305

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Hayatın Kökeni- Protocell Hücrelerin Kökenine Dair 3 Temel Problem

Hayatın kökeni en azılı seküler evrimcilere göre dahi karanlıktır. Bunun nedeni üzerinde çalışma yapılmıyor olması …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir