Evrenin Yaratılışı, Süpernova Patlamaları ve Dünyamızın Ayrıcalıklı Konumu (4)

Evrende maddenin oluşturulması süreci ciddi bir mühendislik süreci olarak göze çarparken o maddenin evrenin 4 köşesine yayılması sürecide bir o kadar hesaplanmış bir süreçtir. Bir önceki yazıda ağır elementlerin ve aslında tüm elementlerin ne kadar kritik düzeylerde ve ne kadar hesaplanmış bir ölçü ile yaratıldığını inceledik. Şimdi ise bu maddenin evrenin her yerine nasıl yayıldığını Allahın nasıl bir düzen ile bu maddenin yayılımını sağladığına bakacağız.

 

Tarihte kaydedilen ilk süpernova patlaması milattan sonra 1054 yılında Çinde kayıt altına alınmıştır.Çinli gökbilimcilerin çok dikkatli kaydettiği bu patlama çıplak göz ile yaklaşık 23 gün gözlemlenebilmiştir.[1] Bu patlamanın bugün yapılan hesaplamalarda yaklaşık 6500 ışık yılı uzaklıkta gerçekleştiği düşünülüyor. Peki bu patlamaların önemi nedir ?

 

Allah herşeyi bir yaşam ölüm döngüsünde yaratmıştır. Parlaklıklarından çıplak gözle bakılamayan yıldızların dahi bir ömürleri vardır. Ömrü bitip maddesel dünyadan yok olmaya yaklaşan bir yıldız için çok fazla seçenek yoktur, ya soğuyup bir cüce yıldıza dönüşür yada devasa bir patlama ile içeriğindeki maddeyi evrenin dört köşesine dağıtır. Tabi ki bu patlama sonucu yıldızın kalıntıları genelde bir karadeliğe dönüşür. Ancak biz bu aşamada patlama ile ilgileniyoruz. Dünyamızın  içinde bulunduğu güneş sisteminin de buna benzer bir patlamanın ardından kalan enkazdan yaratıldığı düşünülmektedir.[2] Neyse bu aşamada konumuz güneş sisteminin kökeninden ziyade evrendeki ağır elementlerin yayılımı.

 

Yukarıda söylediğimiz gibi yaşamı mümkün kılacak ağır elementler süpernova yada hipernovalar marifetiyle yayılır. Bu yayılımı sağlayan patlamalar ne kadar özelse aslında bu patlamalar arası mesafeler de bir o kadar özeldir. Süpernovalar ve aslında tüm yıldızlar arasındaki mesafe çok kritik bir değer taşımaktadır. ABD’deki Seatlle merkezli Discovery Institue’nin kıdemli bilim adamlarından Michael Denton[3]  Doğanın Kaderi isimli kitabında şöyle demektedir;

 

Süpernovalar ve aslında bütün yıldızlar arasındaki mesafeler çok kritik bir konudur. Galaksimizde yıldızların birbirlerine ortalama uzaklıkları 30 milyon mildir. Eğer bu mesafe biraz daha az olsaydı, gezegenlerin yörüngeleri istikrarsız hale gelirdi. Eğer biraz daha fazla olsaydı, bir süpernova tarafından dağıtılan madde o kadar dağınık hale gelecekti ki, bizimkine benzer gezegen sistemleri büyük olasılıkla asla oluşamayacaktı. Eğer evren yaşam için uygun bir mekan olacaksa, süpernova patlamaları çok belirli bir oranda gerçekleşmeli ve bu patlamalar ile diğer tüm yıldızlar arasındaki uzaklık, çok belirli bir uzaklık olmalıdır. Bu uzaklık, şu an zaten var olan uzaklıktır.”[4]

 

Evrenin yaratılışında bir başka dikkat çekici hakikat ise evrenin entropi kanununa[5] rağmen bir düzene sahip olmasıdır. Entropi kanununa göre evrendeki herşey zamanla bozulmaya, kaosa ve yok oluşa ilerler. Ancak evrenin bariz bir şekilde zamanla çok daha az kaotik olduğu ve çok daha gelişmiş bir yer haline geldiği söylenebilir. Peki nasıl oluyor da şuursuz atomlardan ve elementlerden ibaret evrenimiz zamanla ağır elementleri, gezegenleri oluşturacak bir yer haline dönüşebiliyor. Burada açıkça kendini gösteren kudretli bir yaratılış mevcut. Tam olarak bir plan dahilinde işleyen bir sistem, yavaş yavaş zembereği boşaltılmış bir makine gibi, ne eksik nede yüksek. Sadece Entropi yasasına rağmen evrende bir düzenin bulunması dahi kudretli büyük bir yaratıcının gölgesini çalışmasının üzerine bırakmasıdır. Bununla da bitmiyor, bir önceki yazımızda gösterdiğim gibi sadece evrenin yaratılışındaki bu akıl depremine yol açan kanıtlar silsilesi değil bunların tamda insanın anlayabileceği ve onları rahatlıkla gözlemleyebileceği bir noktada barındırılmamızda açıkçası Yüce Allah’ın delillerinden kabul edilebilir.

 

Güneş Sistemimiz ve Dünyamızın Ayrıcalıklı Konumu

 

Yaratılışın her aşamasında insana ve vicdanına hitap eden detaylar mevcuttur. Bunların bir kısmını detay olarak isimlendirmem sadece kendi içlerinde çok daha görkemli delillere sahip oldukları için bir sıralama oluşabilmesi açısındandır. Güneş sistemimiz Dünya dahil 9 gezegen ve bunların 54 uydusundan iştigaldir. Bunların her birinin kendi merkez kaç kuvveti ve Güneşinde bunlara uyguladığı kendi öz çekim gücü vardır. Bu denge o kadar hassastır ki eğer güneşin çekim gücü biraz daha kuvvetli olsa idi bu takdirde gezegenler korkunç bir hızla (Dünyamız dahil) güneşe çekilecek ve patlayacaktı yada tam tersi gerçekleşecek ve güneşin çekim gücü bu gezegenleri şu anki yörüngelerinde tutmayı başaramayacak ve bu gezegenler uzayın korkunç soğuğu ve karanlığında yok oluşa gideceklerdi. Ancak hiçbirisi olmamış ve güneş sistemi muntazam işleyen bir sistemle varlığını devam ettirmiştir.

 

Bu sistem içerisinde Jupiterin konumu da dünyamız için çok özeldir. Jupiterin şu an bulunduğu konum bizi dış uzaydan gelecek başıboş meteorlardan korumakta ve yaşamın devamı için katkı sağlamaktadır.[6]

 

Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir. Vakıa Süresi 75,76

 

Profesör Michael Denton dünyanın evreni araştırabilmemiz için en uygun konumlardan birinde olduğunu söyledikten sonra şöyle devam etmektedir.

 

Son derece çarpıcı olan bir başka gerçek, evrenin sadece bizim varlığımıza ve biyolojik ihtiyaçlarımıza olağanüstü derecede uygun olması değil, aynı zamanda bizim onu anlamamıza da son derece uygun olmasıdır… Güneş Sistemimiz’in bir galaktik kolun kıyısında bulunması, bizim geceleri gökyüzünü inceleyerek uzak galaksileri görebilmemizi ve evrenin genel yapısı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Eğer bir galaksinin merkezinde yer alsaydık, hiçbir zaman bir spiral galaksinin yapısını gözlemleyemez ya da evrenin yapısı hakkında bir fikir sahibi olamazdık.”[7]

 

Bazı materyalistler eldeki kanıtları inkar edemedikleri için bu etkileyici yaratılış delillerini kabul ederler ancak bu delillerin zaten tam da böyle olmasa idi yaşamın hiç vukuu bulmayacağını bunun da otomatik olarak Allahı göstermediğini iddia etmektedirler.

 

Ben bu tip açıklamalara çok sevdiğim bir örnek ile cevap vermekteyim. Bir idam mahkumusunuz, artık vakit gelmiştir gözleriniz bağlanmış ve idam mangası karşınıza geçmiştir. Üstelik hapishane yönetimi işi garantiye almak yada benzeri bir maksat ile karşınıza 5 keskin nişancı yerine 100 keskin nişancı vermiştir ve her zaman olduğu gibi her nişancı için bir mermi vermek yerine her nişancıya 100 mermi vermiş ve hepsinin kullanılmasını istemiştir. Keskin nişancılar adı üstünde yeteneklerinin karşılığı olarak sizi kilometrelerce öteden dahi vuracak kabiliyete sahiptirler ancak mesafe sadece 20 metredir yani ıskalama şansları sıfırdır. Ateş emri verilir toplamda 10.000 mermi harcanacaktır atış dakikalarca sürer ancak bu dakikaların sonunda siz hala hayattasınızdır. Böyle bir durumda ”zaten vurulsaydım şu an bunu düşünmek için şansım olmayacaktı, bu önemli bir konu değil” mi derdiniz yoksa ” tek bir nişancıya tek bir mermi benim işimi bitirmek için yeterli iken 10.000 mermi ve hala hayattayım neden yaşamamı istediler acaba ?” mı derdiniz.

 

Vicdanı olanlar soru üzerinde yeterince düşündüğü takdirde aslında gerekli cevabı verebilecektir. Hayat ve ölüm belli çizgiler dahilinde yaratıldı çünkü Allah insana bir kader yaratmak istedi. Allah kendi yaratılış delillerini insana anlayabileceği bir formatta sundu çünkü şahsının tanınmasını ve hayatın kendisine adanmasını istiyor.

 

Hayat içi boş amaçsız bir çabadan ibaret değildir. Hayatın amacın önce Allahı bulmak, ardından tanımak ve nihayetinde ömrünü ona adamaktır.

 

“Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” Enam Süresi 162

[1] Bilim ve Teknik Dergisi Ocak 2013, Sayfa 27  şu adresten derginin çevirimiçi bir kopyasına ulaşılabilir. https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/system/files/biltek_arsiv/S-542-26.pdf Erişim tarihi 14/06/2020

[2] https://www.britannica.com/science/solar-system/Origin-of-the-solar-system Erişim tarihi; 14/06/2020

[3] https://www.discovery.org/p/denton/ Erişim tarihi; 14/06/2020

[4] Michael Denton, Nature’s Destiny, s. 11

[5] https://docplayer.biz.tr/6083439-Termodinamik-in-ikinci-kanunu-ve-entropi.html Erişim tarihi; 14/06/2020

[6] http://www.physics-astronomy.com/2014/11/here-is-amazing-illustration-of-how.html Erişim tarihi; 14/06/2020

[7] Michael Denton, Nature’s Destiny, s. 262

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Sorunları- Fossil Kayıtları Yaratılışı Gösteriyor

Profesör Jonathan Wells şuradan orjinalini görebileceğiniz bu özet yazıda seküler evrim görüşünün fosil kayıtları sorunlarından …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir