Allah Koca Evreni insan icinmi Yaratti

Allah Koca Evreni Küçücük Dünya İçin mi Yarattı?

Ateizmin popüler söylemlerinden biri şudur:

“Bu kadar büyük bir evreni yaratan Tanrı, küçücük Dünya’daki insanlarla mı uğraşacak?”

Bazen buna şu ifadeler de eklenir:

“Milyarlarca galaksi var. Dünya evrende görünmeyecek kadar küçük. Tanrı neden çölde yaşayan bir insana vahiy göndersin? Bunun mantığı ne?”

İlk bakışta etkileyici gibi duran bu söylem, aslında mantıksal bir delilden çok psikolojik bir retorikten ibarettir. Çünkü burada büyüklük ile önem arasında zorunlu bir ilişki kurulmaktadır. Oysa böyle bir ilişki bulunduğunu gösteren hiçbir mantıksal gerekçe yoktur.

Evrenin Büyük Olması Ne İspatlar?

Gerçekten de gözlemlenebilir evren akıl almaz büyüklüktedir.

Samanyolu Galaksisi’nin içerisinde yüz milyarlarca yıldız bulunur. Gözlemlenebilir evrende ise yüz milyarlarca galaksi olduğu tahmin edilmektedir.

Bu büyüklük karşısında Dünya gerçekten de neredeyse görünmeyecek kadar küçüktür.

Fakat buradan şu sonuç çıkar mı?

“Öyleyse insan önemsizdir.”

Hayır.

Çünkü fiziksel büyüklük ile değer aynı şey değildir.

İnsan beyni birkaç kilogramdır; fakat insanlık tarihini şekillendirir.

Bir bilgisayarın işlemcisindeki küçücük bir çip, devasa bir fabrikanın tamamını yönetebilir.

Bir kitabın kapağı bütün kitaptan daha büyüktür diye kapağın, kitabın içeriğinden daha önemli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Demek ki büyüklük, önem ölçüsü değildir.

Allah İçin Büyük ile Küçük Arasında Bir Fark Yoktur

İnsan açısından büyük şeyler daha zordur.

Bir bina yapmak, bir masa yapmaktan daha zahmetlidir.

Bir şehir kurmak, tek bir ev yapmaktan daha maliyetlidir.

Fakat Allah hakkında aynı kıyas yapılamaz.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Bir şeyi dilediği zaman O’nun emri sadece ‘Ol!’ demesidir; o da oluverir.” (Yâsîn, 82)

Allah sonsuz kudret sahibidir.

Sonsuz kudret açısından bir atom yaratmak ile milyarlarca galaksi yaratmak arasında zorluk farkı bulunmaz.

Dolayısıyla “Evren çok büyük.” cümlesi, Allah’ın insanla ilgilenmeyeceğine dair hiçbir mantıksal sonuç doğurmaz.

Evrenin Tamamı İnsan İçin Yaratılmış da Olabilir

İnsan çoğu zaman şu varsayımı fark etmeden kabul eder:

“Bu kadar büyük bir evren varsa mutlaka başka amaçları olmalı.”

Neden?

Bunu nereden biliyoruz?

Belki de Allah evrenin tamamını insanın yaşayacağı bu imtihan düzeninin bir parçası olarak yaratmıştır.

Belki gökyüzünün ihtişamı insanın tefekkür etmesi içindir.

Belki fizik kanunlarının hassas dengesi hayatın oluşması içindir.

Belki milyarlarca yıldız, Allah’ın kudretini göstermek içindir.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmrân, 190)

Yani evren yalnızca yaşanacak bir yer değil, aynı zamanda okunacak bir kitaptır.

Ya Başka Amaçlar Varsa?

Diğer taraftan bunun tam tersini de bilmiyoruz.

Evrenin başka bölgelerinde Allah’ın bizim bilmediğimiz hikmetleri, yaratıkları veya planları bulunabilir.

Bunu da bilmiyoruz.

İşte önemli nokta burasıdır.

Bilmediğimiz bir konuda kesin hüküm veremeyiz.

“Evrende başka amaç yoktur.” diyemeyiz.

“Amaç sadece budur.” da diyemeyiz.

Çünkü bilgi sahibi değiliz.

Bilmediğimiz alanlar üzerine kurulan iddialar, mantıksal delil değil varsayımdır.

“Neden Çöldeki Bir Adam?”

Bir başka popüler itiraz da şöyledir:

“Allah neden çölde yaşayan bir adama vahiy gönderdi?”

Bu soru ilk bakışta anlamlı görünür.

Fakat biraz düşünelim.

Peki kime göndermeliydi?

Bir Roma imparatoruna mı?

Bir filozofa mı?

Bir bilim insanına mı?

Bir sanatçıya mı?

Bugün yaşasaydı bir devlet başkanına mı?

Bir şarkıcıya mı?

Bir milyardere mi?

Kime gönderilirse gönderilsin sorunun tek duzeligi ayni kalacaktı ve  insanlar yine aynı soruyu soracaktı.

“Neden ona?”

Çünkü peygamberlik zaten seçimdir.

Seçen Allah’tır.

Kur’an bunu açık şekilde ifade eder:

“Allah elçilerini dilediği kimselerden seçer.” (Hac, 75)

Dolayısıyla “Neden Muhammed?” sorusu mantıksal bir itiraz değildir.

Çünkü aynı soru seçilecek herkes için sorulabilir.

Asıl Mesele Kim Olduğu Değil, Getirdiği Mesajdır

Bir insanın peygamber olması tek başına hiçbir şey ifade etmez.

Önemli olan getirdiği mesajdır.

Mesaj doğru mudur?

Vahiy kendi içinde tutarlı mıdır?

Tarihsel olarak korunmuş mudur?

İnsanı hakikate ulaştırıyor mu?

Asıl tartışılması gereken bunlardır.

Allah Neden İnsanla İlgilenmesin?

Belki de asıl soru tersinden sorulmalıdır.

Neden ilgilenmesin?

İnsana bilinç verilmiş.

Ahlak verilmiş.

Doğru ile yanlışı ayırt edebilme kabiliyeti verilmiş.

Evreni inceleyebilecek akıl verilmiş.

Sorgulayabilecek zihin verilmiş.

Sevebilen, düşünebilen, fedakârlık yapabilen bir varlık yaratılmış.

Kur’an’a göre insan, yeryüzünde sorumluluk taşıyan bir varlıktır.

Bu durumda Allah’ın insanı muhatap alması şaşırtıcı değildir.

Asıl şaşırtıcı olan, bilinç sahibi bir varlığın hiçbir amacı olmadığını iddia etmektir.

Sonuç

Evrenin büyük olması, Allah’ın insanla ilgilenmeyeceğini göstermez.

Dünya’nın küçüklüğü, insanın değersiz olduğunu ispatlamaz.

Allah’ın bir peygamber seçmesi de keyfî bir çelişki değildir; zaten peygamberlik ilahî seçimdir.

Bütün bu itirazlar dikkatle incelendiğinde ortak bir hata görülür: Fiziksel büyüklük ile metafizik değerin birbirine karıştırılması.

İnsan evrende küçük olabilir.

Fakat küçük olmak, önemsiz olmak demek değildir.

Kur’an’ın ortaya koyduğu bakış açısına göre insan, evrenin büyüklüğü karşısında acizdir; fakat aynı zamanda Allah’ın hitabına muhatap olacak kadar değerli ve sorumludur.

Belki de asıl hayret edilmesi gereken şey, evrenin ne kadar büyük olduğu değil; bu uçsuz bucaksız evrende, düşünebilen, sorgulayabilen ve “Ben neden varım?” diye sorabilen bir varlığın ortaya çıkmış olmasıdır.

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Insanligin En Büyük Utanci: Kolelik

İnsanlığın En Büyük Utancı: Kölelik “Bir insanı öldürmek korkunçtur. Ama bir insanı hayattayken özgürlüğünden etmek, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir