Yeni Genlerin Evrimi! Yeterince Buyuk Bir Eger Ekleyebilirsek Tabiki

OZET ve Giris

 

Yeni Genlerin Kökeni: Tesadüf Gerçekten Yeterli Bir Açıklama mı?

Canlılığın sahip olduğu olağanüstü biyolojik karmaşıklığı açıklamak, evrim teorisinin karşı karşıya olduğu en temel sorulardan biridir. Çünkü mesele yalnızca mevcut canlıların nasıl değiştiği değil, yeni genlerin ve yeni biyolojik işlevlerin ilk kez nasıl ortaya çıktığıdır.

İncelediğimiz bu yazıda Winston Ewert, Christoph Adami’nin The Evolution of Biological Information adlı kitabındaki “Yeni Genlerin Evrimi” bölümünden hareketle bu soruyu ele alıyor. Tartışmanın merkezinde ise meyve sineklerinde yaklaşık 2,5 milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülen Jingwei geni bulunuyor. Jingwei’nin, daha önce var olan iki genin parçalarının birleşmesi ve ardından meydana gelen mutasyonlarla oluştuğu ileri sürülüyor.

Buradaki temel soru oldukça basit:

Mevcut genlerin yeniden birleştirilmesi, gerçekten de tamamen yeni genlerin ve yeni biyolojik bilgilerin kaynağını açıklamaya yeter mi?

Çünkü mevcut işlevsel parçaları farklı biçimlerde bir araya getirmek ile daha önce var olmayan karmaşık biyolojik bilgiyi ortaya çıkarmak aynı şey değildir. Eğer canlılardaki muazzam genetik çeşitliliğin açıklaması yalnızca mevcut parçaların yeniden düzenlenmesi ve rastgele mutasyonların seçilmesi ise, o zaman özellikle uzun nesil sürelerine ve daha küçük popülasyonlara sahip karmaşık canlılarda bu açıklamanın sınırları ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Burada okuyucunun özellikle dikkat etmesi gereken nokta şudur: “Tesadüf” kelimesini açıklamanın kendisiymiş gibi kullanmak, mekanizmayı açıklamak anlamına gelmez. Bir şeyin rastgele gerçekleşebileceğini söylemek, onun nasıl gerçekleştiğini ve ortaya çıkan sonucun taşıdığı biyolojik bilginin nasıl meydana geldiğini açıklamaz.

Bu nedenle yeni genlerin kökeni meselesi, yalnızca “evrim oldu mu, olmadı mı?” tartışmasından çok daha derin bir soruyu gündeme getiriyor:

Biyolojik bilgi nereden geliyor?

Canlılığın temelinde bulunan genetik kodu, proteinleri ve birbirleriyle olağanüstü hassas biçimde çalışan biyolojik sistemleri yalnızca rastlantısal süreçlerle açıklamak mümkün müdür? Yoksa doğadaki düzen ve bilgi, bundan daha kapsamlı bir açıklamayı mı gerektiriyor?

Bu soruları sormak bilime karşı çıkmak değildir. Tam tersine, bir açıklamanın gerçekten açıklama olup olmadığını sorgulamaktır. “Tesadüf” sözcüğünü tekrar etmek yerine, tesadüfün hangi mekanizma aracılığıyla böylesine karmaşık ve işlevsel biyolojik bilgiyi ortaya çıkarabildiğini göstermek gerekir.

Belki de asıl mesele şudur:

Karmaşıklığı gördüğümüzde onu yalnızca “nasıl oluşmuş olabilir?” diye değil, “bu düzen ve bilgi bize ne söylüyor?” diye de sorgulamalıyız.

Kur’an ise insanı göklerin, yerin ve yaratılışın üzerindeki düzeni düşünmeye davet eder:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde akıl sahipleri için deliller vardır.”
Âl-i İmrân, 3:190

Yaratılıştaki düzeni görmezden gelip her şeyi peşinen “tesadüf” kelimesine havale etmek yerine, bilginin, düzenin ve hayatın kaynağı üzerine düşünmek, insanın sorabileceği en temel sorulardan biridir.

 

Yazinin orjinali icin https://scienceandculture.com/2026/09/evolution-of-new-genes-the-big-if/

 

Mutasyonlar DNA da gerceklesen rastgele degisimlerdir. Bu degisimlerin sonuclari kanser vb kotu genetik hastaliklardir ancak buna ragmen evrimciler bu ilaha tapinmak zorundadirlar cunku ellerinde farkli bir mekanizma bulunmamaktadir.
Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. Tevbe 67

 

 

Yeni Genlerin Evrimi: Büyük “Eğer”

Winston Ewert
3 Eylül 2026

Evrim | Genetik

Christoph Adami’nin The Evolution of Biological Information (Biyolojik Bilginin Evrimi) adlı kitabını incelemeye devam ediyoruz. Kitabın 5.2 numaralı kutusu “Yeni Genlerin Evrimi” başlığını taşıyor.

Yeni genlerin evrimi, evrim teorisinin başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Eğer teori yeni genlerin nasıl ortaya çıktığını açıklayabiliyorsa, evrim canlılardaki biyolojik çeşitliliği ve karmaşıklığı açıklamak için başarılı bir teori olabilir. Ancak evrim teorisi yeni genlerin ortaya çıkışını açıklamakta zorlanıyorsa, bugün canlılarda gördüğümüz biyolojik karmaşıklığın nasıl meydana geldiğini açıklamakta da yetersiz kalacaktır.

Adami, “Moleküler biyologlar yıllar içinde yeni işlevlerin evrimine dair pek çok örnek ortaya koymuştur” diyor ve 2003 yılında Long ve çalışma arkadaşları tarafından yayımlanan bir derlemeye atıfta bulunuyor. Bu cümle bende bir miktar endişe uyandırdı. Acaba bu derlemede, Darwinci evrim anlayışının açıklama kapasitesine ilişkin değerlendirmemi sorgulamama neden olacak, gözlemlenmiş evrimsel adaptasyon örnekleri mi vardı?

Özellikle Bir Gen

2003 tarihli makalenin başlığı “The Origin of New Genes: Glimpses From the Young and Old” (Yeni Genlerin Kökeni: Genç ve Yaşlı Olandan Kesitler) ve makale aslında gözlemlenmiş evrimsel süreçleri tartışmıyor. Bunun yerine, milyonlarca yıl önce ortaya çıktığı çıkarılan genleri ve bu genlerin kökeninde rol oynadığı varsayılan süreçleri ele alıyor.

Hem bu makale hem de Adami’nin kitabı özellikle Jingwei adlı tek bir gen üzerinde duruyor. Bu genin, yaklaşık 2,5 milyon yıl önce Drosophila yani meyve sinekleri içerisinde, iki genin birleşmesi sonucunda ortaya çıktığı düşünülüyor. Daha sonra ise genin bir şekilde işlevini geliştirmesine veya optimize etmesine yol açmış bir dizi mutasyon meydana gelmiş gibi görünüyor.

Tasarım perspektifinden bakıldığında böyle bir senaryo mümkündür ve şaşırtıcı değildir. İşlevsel iki genin parçalarının birleştirilmesi, zaman zaman yeni ve işlevsel bir gen ortaya çıkarabilir. Buradaki işlev ve bilgi zaten mevcut durumdadır; yalnızca yeni bir biçimde bir araya getirilmiştir. Mevcut işlevsel parçaları yeni şekillerde birleştirmek, başlangıçta bu parçaların kendisini ortaya çıkarmaktan çok daha kolaydır.

Etkili Ama Sınırlı

Ancak kritik nokta şudur: İşlevsel parçaları yeniden birleştirmek etkili olsa da bunun bir sınırı vardır. Bu parçaların birbiriyle birleştirilebileceği seçeneklerin sayısı sonuçta sınırlıdır. Oysa canlılarda gördüğümüz sayısız geni açıklayabilmek için bu basit yeniden birleştirme mekanizmasının ötesine geçmemiz gerekir.

Bununla birlikte, evrim teorisi açısından başka bir sorun daha ortaya çıkmaktadır.

Bu genin meyve sineklerinde yaklaşık 2,5 milyon yıl önce ortaya çıktığı düşünülüyor. Meyve sinekleri yılda yaklaşık 20 ila 25 nesil verir ve son derece büyük popülasyonlara sahiptir. Dolayısıyla evrimsel süreçlerin farklı kombinasyonları ve mutasyonları “denemesi” için olağanüstü sayıda fırsat vardır. Başka bir ifadeyle, bu canlılar evrimsel süreç açısından oldukça elverişli bir ortam sunmaktadır.

Peki meyve sineklerinin sahip olduğu bu muazzam evrimsel fırsatlar sonucunda ortaya çıkan nedir?

Mevcut işlevsel parçaların basit biçimde yeniden birleştirilmesiyle oluşmuş birkaç gen mi?

Eğer evrimin başarabileceği şey bundan ibaretse, o zaman çok daha karmaşık durumları açıklamakta ciddi biçimde zorlanacaktır. Özellikle uzun nesil sürelerine ve daha küçük popülasyonlara sahip büyük hayvanlarda yeni ve karmaşık genlerin nasıl ortaya çıktığını açıklamak çok daha büyük bir sorun hâline gelecektir.

 

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Insanligin En Büyük Utanci: Kolelik

İnsanlığın En Büyük Utancı: Kölelik “Bir insanı öldürmek korkunçtur. Ama bir insanı hayattayken özgürlüğünden etmek, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir