Ay Kültü İddiası- Kuranda ve İslam Kültürünün Özünde Pagan Kökenler Yoktur

İnternette dolaşan normalde çok ciddiye alınmaması gereken ancak gerek türkçe kaynak eksikliği, gerekse türk ateistlerinin dünya ateistlerine taş çıkartırcasına objektiflikten yoksun, bilgiden ziyade kendi yorumlarını kattıkları paylaşımlar nedeniyle Ay Kültü olarak isimlendirebileceğimiz bir zırva internette yer almaya devam ediyor. Normalde ben zırva kelimesini çok sık kullanmam çünkü bir şeyin zırva olabilmesi için barındırdığı hiçbir doğru şey yada iddia olmamalı içinde. Ancak bu yazıda, Ay Kültü  iddiaların tamamıyla zırva olduğunu söylüyorum, yetmiyor nedenlerini de açıklıyorum.

 

Peki iddianın kendine gelelim, diyorlar ki Allah ismi, Kuran’ın gelişinden de önce vardı. Araplar, İslam dininden önce de Allah’ı biliyorlardı. Bu iddiaya göre Allah yani “El- İlah” Ay tanrısının adıydı. İslam inancı da Ay kültünden gelmekteydi. Bu iddiaların ışığında diğer semavi dinlerle hiçbir ilgisinin olmadığını iddia ediyor, arkeolojik bulgularda bulunmuş bazı kabartma resimleri kendilerince delil olarak öne sürmektelerdi. İddia özetle bu, madde madde iddialara yanıt verelim;

 

Bir kere islam bir din olarak Allahın insanlara din vermeye başladığı dönemden beri yeryüzünde var olmaktadır. Yani herhangi bir toplumun, topluluğun ilahını, sahibini Allah ismiyle betimlemesi, çağırması bir anormallik değil aksine Allahın kuranda insanoğluna düzenli olarak peygamber gönderdiğini söylediği ayetleri pekiştirmektedir, bu açıdan kuranın saygınlığını da doğrulamaktadır. Bir din düşünün sahibi kendini Allah olarak isimlendiriyor. Bu din 1500 yıl önce gelmiş ve geldiği yer Arabistan bölgesi ancak  dünyanın çeşitli bölgelerinde bu din ile benzerlik taşıyan inançların kalıntılarını ve izlerini buluyoruz. Bu gibi bir durumda en azından o topluluklar ile ana kalemlerde buluştuğumuz açıktır. Zaten Allah da Kuranda bundan bahsetmektedir ;

 

Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki “kıskançlık ve hakka başkaldırma” (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir. Ali İmran süresi 19

Allah yukarıdaki ayette aslında tüm insanoğluna mesaj vermeye başladıktan sonra hep aynı mesajın kısmen değiştirilerek (yaşadıkları bölge, o günkü koşullar vs. nedeniyle) insanoğluna verildiğini belirtiyor. Yani Allah isminin kullanılmasının, namazın, zekatın, emirlerin ve bir kısım kültürün benzeşmesi, birbirlerinden parçalar taşımaları onların birbirinden kopya edildiğini değil aynı kaynaktan geldiğini gösterir. Tutup da bunu akıllı bir argüman gibi sunmak en hafif tabir ile samimiyetsizliktir. Zaten peygamberimizden öncede insanlar Allahı biliyor ve ona inanıyorlardı. Mekkeli müşriklerin putperest olarak adlandırılmaları Türk insanın zihninde canlandırdığı putperestlik gibi değildir. Onlar putların kendisine tapmıyor ancak o putları salih-saliha kişilere atfediyor, sonrasında da o putları aracı kılıp Allaha dua ediyorlardı. İşte Mekke putperestliği bu idi, yoksa kimse o putların kendisini ilah olarak görmedi.

 

Allah inancı da yine İslam öncesi diğer hak dinlerden gelmektedir. İslam dininin ilk geldiği dönemde İbrahim peygamberin  tebliğ ettiği “Hanif” dini de bu ortamda bulunmaktaydı. Bu din dejenere edilse de ilk başından beri var olan birçok ibadeti ve inancı ana hatlarıyla korumayı başarmıştı. O yüzden İslam öncesinde de Allah inancı ve hac, namaz, oruç gibi ibadetler bozulsa da hala mevcut kalmaya devam etmiştir. Dolayısıyla İslam geldiğinde bu kavram ve ibadetleri onlardan almamış, aksine onları ilk defa insanlara buyuran Allah, yanlış yapılan uygulamaları düzelterek tekrar Muhammed peygamber vasıtasıyla bildirmiştir.

 

Bu konuda delil olarak gösterilmeye çalışılan arkeolojik bulgular da kasıtlı olarak çarpıtılmaktadır. Bu bulgular Mekke bölgesinde değil oradan çok daha uzak olan güney Arabistan bölgesinde bulunmuştur. Bu bulgular kasıtlı olarak Kuzey Arabistan’da bulunmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bunların Mekke bölgesinde yaşayan Araplarla hiç bir alakası yoktur. (Tabi burada zikredilen uzaklıkları değerlendirirken şu anda sahip olduğumuz seyahat imkanlarını temel alarak değerlendirmemelisiniz. Eski zamanlarda 100 km 200 km dahi çok ciddi seyahat süreleri idi.)

Ay tanrısı Arkeolojik bulgularda “Sin” olarak geçer. Allah (el-ilah) kelimesinin ay tanrısı olduğu iddiasını destekleyecek hiçbir kanıt yoktur. Buna rağmen bu tarz iddialarda birkaç resim koyup altına böyle bir yorum yazarak Ay tanrısının Allah olduğunu iddia ederler.

Eğer bunun kökeni biraz soruşturulsa, dayanaksız bu iddiaların fanatik din düşmanlarının vehmi olduğu ortaya çıkacaktır.

Camilerin kubbesinde ay sembolünün bulunması da Ay kültünün bir uzantısı olduğunun delili olarak sunulmaktadır. Bu da oldukça desteksiz bir iddiadır. Camilerin kubbesinde ay sembolü konması Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. Hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır. Bu adeti ilk yapanlar Emeviler de olmamıştır. Bu adet ilk defa Araplar tarafından değil, biz Türkler tarafından uygulanmıştır. Alparslan 1064’te Ani’yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haçı indirilip yerine büyük bir hilal koydurmuştur.[1]  (Son cümleye kaynak olarak verilen websitesindeki bilgiler incelendiğinde Ay sembolünün Türkler için tarihinin çok daha eski olduğu görülecektir)

 

Yukarıda ateistlerin iddialarının hiç bir mantıklı kanıta dayanmadığını ancak birer zırva olduğunu görebiliyoruz. Bir kaç yan iddia daha barındırıyor bu zırvalar bunlardan bir diğeri müslümanların ay takvimini işte bu ay tanrısına inanmaya başladıktan sonra kullandığı yada ay takviminin kendisinin kullanılmasının onların Ay Kültü iddiasını doğruladıklarını iddia etmektedirler. Buda bir başka zırva, müslümanlar Ay takvimini islamdan önce kullanıyorlardı ve mantıklı olarak da ellerindeki hazır takvim sistemini islamdan sonrada kullanmaya devam etmişlerdir. Buradaki müslümanlar ay takvimini ay kültüne inandıkları için kullanıyorlar ifadesi akıllara şu anda kullanılan miladi takvimin güneş sistemini[2] temel almasını getiriyor, sizce biz buradan bu takvimi kullanan Avrupalıları yada geçmişteki hristiyanları güneşe tapmak ile suçlayabilirmiyiz ? Bunu yapmak zırva olacaktır…

 

Ayrıca en son olarak herhangi bir aklı başında insan kuranı eline alıp biraz okuyunca kurandaki yaratıcının kendisini herşeyin üstünde konumlandırdığı, evrenin içinde yada dışında olarak isimlendiremeyeceğimiz bir konumda olduğu, tüm eksikliklerden münezzeh olduğu ve dünyadaki tüm putperest alışkanlıklarının tamamını şiddetle yasakladığı ve  herhangi bir canlı, madde yada vb. şeye kutsallık atfedilmesini yasakladığını ve kendisine inananların gidilecek yol, izlenecek sistem olarak da sadece ona yönelmesini istediği görüyoruz.

 

Sözün özü bu zırvaya inanıp hala bir şey var gibi paylaşan zihniyet için bu kadar kanıt dahi yetmeyecektir çünkü onlar imanlarını bilgiden yada akıldan değil ancak kuruntu inançlarından almaktadır.

 

Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O’na ibadet edecekseniz. (41 Fussilet, 37

[1] https://www.islamveihsan.com/islamin-sembolu-neden-hilaldir.html Erişim Tarihi; 03/02/2021 Sembol haline getirmek işi Sultan Alparslan tarafından gerçekleştirilmiştir.

[2] https://www.dunyaatlasi.com/dunyada-en-cok-kullanilan-takvimler/ Erişim Tarihi; 03/02/2021

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Problemleri- Homoloji

Site Yazarı Önsözü   Prof. Jonathan Wells’in ikinci yazısı Homoloji ile devam ediyoruz. Homoloji yine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir