Allaha Hayran Olmak- Dolaşım Sistemi (2)

Bir önceki yazımda kanın yüzeysel olarak ana işlevlerinden bahsetmiştim. Şimdi bu yazıda yine eksik kalan yapısal özelliklerini verip ardından biraz da sistemi oluşturan parçalardan ve sistemin hareket tarzından bahsedeceğim.

 

Kan salt bir sıvı olarak görülmemelidir aslında kan sahip olduğu özellikler ve birleşimi göz önüne alındığında diğer organlar gibi bir organ olarak görülebilir. Tek fark kanı bir araya getiren hücreler ve maddelerin sıvı halde kalmasıdır. Zaten sıvı halde olmasaydı  kompleks yaşamdan da bahsedemezdik. Kan alyuvar, akyuvar ve trombosit enzimleri ve çeşitli mineral ve diğer birleşimlerden oluşmaktadır.

 

Kanı kabaca 2’ye ayırabiliriz. Kan plazması (Yani kanı oluşturan vücut hücreleri hariç bölüm) ve kan hücreleri. Plazma olarak adlandırılan kısmın ezici kısmı sudan oluşmaktadır diğer kısımda ise aminoasitler, proteinler, karbonhidratlar, yağlar vb. gibi vücudun ihtiyaç duyduğu maddeler bulunmaktadır.

 

Kanın muhteviyatını biraz daha yakından tanıyalım. Kan Nelerden Oluşur ?

 

Plazma ;  Kanın plazma kısmından başlayarak yapısını anlatalım. Plazma olarak isimlendirilen kısmın büyük çoğunluğu sudan oluşur. Bu oran yüzde 90 dan fazladır. Geri kalan oran ise Proteinler, tuz, yağlar ve çeşitli aminoasitler, karbondioksit, azotlu atık, çeşitli hormonlar içeren bir yapıdır. Plazma kanın ana rengi olan kırmızı renkte değil ancak sarı renktedir. Plazma bir nakliye firması gibidir. Getir götür işlerini gerçekleştirir ki aslında bunu hiç durmadan gerçekleştirir. Hücrenin ürettiği atık ürünleri ve hücrelerin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini hiç durmaksızın ilgili gerekli yerlere ulaştırır dururlar. (Oldukça zeki insanların dahi uzun yıllar eğitim alarak öğrenebildiği ancak görev verilse onların dahi hakkıyla yapamayacakları bir görevi hiç durmadan yapmaktadırlar. Bu kompleks işlerin arkasında duran mühendislik insanın hayal edemeyeceği bir zeka ve bilgi düzeyinde olmalı. İşte bu zeka Yüce Allahtan başkası değildir.) Eğer bu besinleri dağıtma, zehirli atıkları toplayıp imha ve atım için gerekli yerlere ulaştırma işi yapılamasaydı yada hakkıyla yapılamasaydı o halde yaşam diye olgudan bahsetmek mümkün olmayacaktı.

 

Plazma ayrıca Kan basıncımızı belirli bir düzeyde tutar. Vücutta üretilen enerjinin diğer bir değişle ısının eşit bir şekilde yayılmasını sağlar. Asidik ortam bazik ortam dengesini vücudun maksimum fayda sağlayacağı bir  hale getirir. Plazmanın içerisinde yukarıda da bahsettiğimiz gibi proteinler mevcuttur. Bunların sayısı üçtür.

 

Albumin; Adeta bir taşıyıcıdır ve vücutta gerçekleşen hayati önemdeki nakliye işleri genelde albumin imzasıyla teslim edilir. Kan plazmasında en yoğun oranda bulunan proteindir. Albumin taşıyıcı rolüne ek olarak aynı zamanda nakliye güvenliğini sağlamaktadır. Albumin kılcal damarlardan geçerek hedeflerine ilerleyen sıvıların çevre dokulara kaçmasını engeller, bu görev oldukça hayatidir çünkü herhangi bir sızma bölgede işleri aksatabilir. Albumin adeta kimya eğitimi almışcasına sarı bilirubin gibi maddelerin zehirli olduğunu bilir ve onları gerekli yerlere teslim eder, aynı zamanda zehirli diğer maddeleri de karaciğere teslim eder hormon vb. vücut kimyasallarını ise ilgili bölgelere transfer eder.

 

Fibrinojen; Fibrinojen kanın pıhtılaşmasından sorumlu proteindir. Fibrinojen karaciğerde üretilir ve Faktör 1 olarak da bilinmektedir.

 

Globulin; Alfa, beta ve gama diye üç alt bölüme ayrılır. Bunlardan gama olanlar bağışıklık için son derece önemli olan antikorları oluştururlar.

 

Varlığından haberimizin dahi olmadığı bu küçük kahramanlar ancak en zekilerimizin yıllarca eğitim alıp öğrendiği ancak yinede hakkıyla öğrenemediği son derece önemli vazifeler görür ve sağlıklı kalmamızı sağlar. Yağ, şeker yada minerallerin kompozisyonundan oluşan bu minik moleküllerin bunları kendi kendine yapabilme ihtimali havaya rastgele attığınız vida, demir parçaları, bakır vb içeriğin yere düşerken bir akü halini alması ihtimali kadar bile ihtimale sahip değildir. Yinede insan bu her aşamasında zeka gördüğü yaratılışı sorgulamaz, yüce Allahı anmaz.

 

Elektron mikroskopları ile çekilmiş kırmızı kan hücrelerinin gerçek bir görüntüsü. Bu minik ordu kandaki zehirli maddeleri ve fayda sağlayacak maddelerin ayrımını yapabilecek bir yaratılış ile üretilir. Bu gibi inanılmaz bir bilgiye ne sebep olmuş olabilir ? Cevap açık değil mi ? Buna kudretli bir yaratıcıdan başka bir şey sebep olmuş olamaz. Peri masallarının masalsı dünyası bile yağ, şeker vb. maddelerden teşkil mini minnacık şeylere bu derece bir bilgiyi masal dünyasının içerisinde bile yükleyemez, çünkü mantıklı olmaz. Bu açıdan bakıldığında insanların Allahı ısrarlı bir şekilde görmek istememeleri ancak aptallık ile açıklanabilir.

 

Kanın Pıhtılaşması

 

Dolaşım sistemimiz tüm dünyadaki otoyollardan belki de daha karmaşık ve daha büyüktür. Tüm bedenimizi adeta son derece gelişmiş bir radyatör ağı gibi sarmıştır ve hayatımız için son derece önemli nakliye işlemleri bu şekilde gerçekleşmektedir. Bazen genelde kesik yada çarpma gibi nedenlerle bu borularda hasarlar meydana gelebilmektedir. Böyle durumlarda hayatımız keskin bir tehdit altındadır ancak vücudumuzu tüm doğal şartları bilerek yaratan yüce Allah böyle durumlar içinde hazırlamıştır ve pıhtılaşma sistemi bu noktada devreye girer. Böyle durumlarda hasar gören yerde bir grup kan hücresi kompleks işlemler neticesinde kısmen sertleşir ve hasar görmüş bölgeye adeta tıpa müdahalesi yapar.

 

Bu gerçekten öngörülü bir yaratıcının ilminin gereğidir. Tesadüfler neticesinde herhangi bir sistem oluşamaz kan pıhtılaşması gibi kompleks kelimesinin yetmeyeceği işlemler ise hayal bile edilemez. Eğer bu sistem olmasaydı hayat var olamazdı.

 

Pıhtılaşma için hayati önemde olan aktör trombositlerdir. Vücut içerisinde serbest bir şekilde gezen bu trombositler olay yerine geldiklerinde spesifik proteinler tarafından acil durum nedeniyle uyarılır. Olay yerinde durdurulan trombosit ise diğer trombositleri adeta destek ekip isteyen askeri birlikler gibi bölgeye davet eder. Sizin basit bir kanama sonrasında pıhtılaştı diyerek geçiştirdiğiniz bu pıhtılaşma mevzuunda küçücük, mini minnacık yapılar haberleşmekte, bilgi aktarımı gerçekleştirmekte ve organize olmaktadırlar.

 

Pıhtılaşma patikasının en harikulade, göz alıcı işlemleri tamda bu aşamada başlar. Trombin isimli bir enzim yaranın olduğu yerde kompleks ve karmaşık bir dizi işlem sonucunda üretilmeye başlanır. Trombinler sadece açık yaranın olduğu yerde üretilirler. İşte burada yine maddenin kendisinden bekleyemeyeceğimiz bir bilgi içeriği ortaya çıkmaktadır. Trombini vücut hangi mekanizmalar, hangi bilim şuraları neticesinde üretmeye karar vermiştir ? Bu üretimin gerçekleştirilmesi için nasıl bir Ar-GE izlenmiştir ? Projenin vücuda maliyeti nedir ve trombin üreten modüler yapıların organizasyonu sorunu nasıl halledilecektir ? İnanın bu soruları biyokimya uzmanlarına hocam siz bunları çözün hadi entellektüel ve zeki insanlarsınız buna dair hücresel bir çözüm bulun deseniz alacağınız yanıtlar tek düze olacaktır. Canlı sistemlerdeki bilgi bağıra bağıra yaratılış kavramını göstermektedir.

 

Adı anılan Trombinlerden yeteri kadar üretildikten sonra yukarıda yine ismini zikrettiğimiz fibrinojen isimli iplikçikler oluşturulur. Bu proteinler ise kanamanın olduğu yerde adeta bir ağ kurar ve kanın dışarıya akmasını engeller. Yara iyileştiğinde pıhtı benzer işlemler ile çözülür ve vücudumuzda aynı eski estetik yapısına kavuşur.

 

Şimdi durup bir daha düşünelim. Ya trombin maddesi üretim işlemi vücutta gerçekleşmeseydi. İşte o zaman biz gerçekleşen kanamaları asla durduramayacak ve hemofili hastalarının yaşadığı sıkıntı ve acıları tüm insanlık beraber yaşayacaktık. Yada pıhtılaşmanın aktive edildiği ilk adım olan Stuart faktörü adı verilen protein gerektiği anda değilde hiçte gerekmediği bir anda trombin enzimini aktif etseydi ? O zamanda biz durup dururken kaskatı kesilebilirdik.

 

Yukarıda ki resimde az önce bahsettiğimiz pıhtılaşma mekanizması işletilmiş ve trombinlerden yeterince üretilip fibrinojen iplikçiği üretilmiş ve dışarı sızmaya çalışan kan durdurulmuş. Her aşaması üstün bir mühendislik ürünü olan bu yaratılış gerçeklerini zihninizi kısmen boşaltıp tekrar düşünün. Allahın yarattıklarının üserine düşen yansımasını göreceksiniz.
Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi? Fussilet 53

 

 

Neresinden bakarsanız bakın kan pıhtılaşma sistemi aynı diğer vücut sistemlerimizde olduğu gibi oldukça kompleks bir mühendisliğin sonucudur. Allah bunları kompleks yaratmakla kalmamış ama aynı zamanda bizim bunları keşfedebilmemizi de sağlamıştır. Böylelikle ta ki yaratılışın bir gerçek olduğunu görelim ve hayatımızı Allahın istediği gibi sürdürelim.

 

De ki: ‘Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.’ Enam 162

Paylaş:

Yazar: MuratS

Gezgin, Allah aşığı, varlık bilim genel ilgi alanı- Bilim Yazarı

İlgini Çekebilir

Evrimin Temel Problemleri- Homoloji

Site Yazarı Önsözü   Prof. Jonathan Wells’in ikinci yazısı Homoloji ile devam ediyoruz. Homoloji yine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir